DOĞUM GÜNÜ

Doğum Günü

                     DOĞUM GÜNÜ

                         O GÜN

  Bir gün ad günümüz .

 İnsanlar neden doğar ?

 İşte çok uzun süre merak etiğim şeydi.

  Salı sabah saatleri koşuşturma içinde işe geldiğimde zor bir gün olacağını biliyordum. Hemen tezgah arkasına geçip önlüğümü taktım ve ilk iş olarak akşamdan kalan artıkları temizlemek oldu. Çöple savaşım saatler sürdü gibi geldi. Sonrasında masaları parlatmak ve kapıdan giren ilk müşteri ile açılış.

 İçeri yayılan buram buram kahve kokusu ile gelen hareket beş dakika gibi kısa bir sürede dolan masalar sessizliğin sesinde başlayan günle doldu.

 Böylece saatler geçti. Öğle yemeği saatti. Kapıdan üçer beşer devamlı müşterilerimiz girmeye başlıyor ve siparişler.

 Buyurun hoş geldiniz. Ne alırdınız?’ Ben bir köfte alıyım’

 Buyurun hoş geldiniz. Ne alırdınız? ‘ Ben hamburger alıyım’.

 Buyurun hoş geldiniz . Ne alırdınız. ‘ Ben muzlu süt yanında patates kızartması ve minik keklerinizden istiyorum.

 İşte başladık. Masalar arası koşturmama ve aşçı Mehmet usta ile bir  birimize bile bakmadan artık anlaşıyoruz. Servisleri dağıtmak için masaların arasında cambazlık yapıyorum ve ilk dalgayı atlatıyorum.

 İlk dalganın peşinden bir kahve molası ilk dost :

 Kapıdan minik dostum annesiyle giriyor: ‘Bir tanem ben geldim’.

 Hoşgeldin miniğim hadi gel bu gün ne yiyelim.

 ‘Ah bir tanem bugün canım köfte istiyor . Senin o özel köftelerinden ‘ .

 O güzel seçim miniğim. İşe mutlu anlar . Benim minik dostum haftanın beş günü her öğlen gelip benimle yemek yer biz sohbet ederiz. Benim en tatlı dostum. Annesi yakınımızda ki ofiste sekreter kızı anaokuluna gidiyor ve benim küçük dostumla böyle tanıştık. Benim küçük dostum bana gününü nasıl geçtiğini anlatırken ben onu dinleyerek hem mutlu oluyor hem de dinleniyorum.

 ‘… İşte ali can saçımı çekince bende çok kızdım. O da ağlamaya başladı. …’

…. Küçük dostum ile yemeğimiz bitiyor. ‘ Ah tatlım yemek bitti . Şimdi ben okulla dönmeliyim yarın görüşelim. ‘

 ‘ Görüşelim miniğim.’ Miniğim koşarak annesiyle çıkarken ben servise dönecektim ama birden boynuma atlayan minik dostum ‘ Ah benim bir tanem doğum günün kutlu olsun. Bu senin . ‘ dedikten sonra kocaman bir öpücüğü yanağıma bırakıp kapıda bekleyen annesine koştu.’ İşte o gün benim için doğum günün ne demek beli olmuştu.

 Ben o mutlulukla saatlerce çalıştım.

 Artık akşam üstü herkes işten çıkıp dinlenmek için geliyor.

Kapı kapanmadan sürekli açılıyor ve masallar dolu. Derken dostlar kapıdan giriyorlar . Her zaman oturdukları masaya geçip. ‘ Garson bakar mısın ? ‘

 Ben tabi koşar adım yanlarında ‘ Hoş geldiniz. Ah beni kurtarın. ‘
 ‘Ah dostum en çok yapmak istediğimiz şey. ‘

 Ben onları gördüğüm için mutlu onlar beni gördüğü için sesimi yükselterek’ Ne alırdınız? ‘

 Burak : ‘ Ben bir filtre kahve alıyım.’ Garip bir gülümse yüzünde.

 Murat : ‘ Bende bir çikolatalı keke ve çay alıyım. ‘

 Beril: ‘ Ah dostum. (Kısık sesle söylüyor benim içli arkadaşım.) Ben bir çay bir dilimde böreğinizden alıyım. ‘

 ‘peki . Biraz bekleteceğim. ‘ ‘ Bizim Fatma nerede’

 ‘ Ya o çıkmadı. İşi uzamış . Biraz geç gelecek . Sen merak etme biz buradayız’

 Ben gözlerimle tamam derken içim buruluyor. Onlar eğlenirken .

….dakikalar geçiyor ve içerde tek tük insan kalıyor ben hemen dostların yanına kaçıyorum ve olanlar oluyor bir anda konfetiler patlıyor iyi ki doğdun şarkısı nerden çıktığını anlamadım resmimin olduğu pastam ve kucaklaşma. Sonrasında hediye yağmuru. Neler mi ne istediysem hepsi. Sohbet ve birden içeri giren Fatma ve orkestrası kafe olur tam bir eğlence merkezi ve o zor gece öyle güzel geçti ki kapattığımız da hala herkes sabaha kadar sürecek eğlence peşinde . Biz sabahı benim evin terasında ellerimizde sabah kahvesi ile karşılıyoruz.

 İşte doğum günü işte sebeplerim…

 Ama bunu anlayana kadar geçen yıllarım çok zordu helle o gün bundan tam on iki yıl öncesi ,günler den doğum günüm.

 Okuldan geldiğimde çantamı odama fırlatıp hemen çıkmak tek isteğimdi. ‘ Oğlum geldin mi ?‘

 ‘Geldim şimdide çıkıyorum. ‘ üstümü değiştirdiğim gibi çıkıp arkadaşlarımla sokaklarda gezmek tek planım öyle de yapıyorum. Annem akşam saatine kadar beni beklemiş. Babam babam beni merak etmez sevmez yanımda olmaz ve gece yarısı eve gelip odama girerken beni karşılayan annem. BU yıllarca böyle oldu en sonunda karakolluk olduğum günde gene bir doğum günüm.

 On yıl önce;

 Her yıl olduğu gibi gece sokaktayım sonunda bir kavga çıkıyor ve karakoldayım. Babamı çağırıyorlar üç kez aradıktan sonra baba geliyor sabah ezanıyla eve giriyoruz. Bağırıp çağırmaya başlıyor annem aramıza giriyor sonunda bayılıyor dayanamıyorum annemi ayıltıp bende bağırıyorum. ‘ Madem beni istemiyordun. Niye dünyaya getirtin ‘ Cevap mı ! İşte o benim yıkımım.

 ‘ Ben seni istemedim. Seni abinin hayatını kurtarmak için doğdun . O kurtulamadı . ‘
Ben şokta ‘ Benim bir abim vardı ama benim haberim yok .Onun neden hiç oyuncağını , kıyafetini yada resmini görmedim ?!’ ‘ sen ne diyorsun. O resimdeki sen değilsin. O giydiklerin senin değil onun du ben hep ona baktım. Sen sen bir hiçsin . O benim umudum du sen içi boş içi boş ‘

 Annem dayanamayıp ‘ Oğlum yapma. Baban ne dediğini bilmiyor. Kızgın ondan. Abin vefat edeli çok oldu. O o daha beş yaşındaydı.

 Babamın öfkesi katlanarak ‘ Benim tek oğlum vardı .O da öldü. ‘ ‘ Sen o yaşasın diye doğdun beceremedin. O gün bitti. Benim tek evladım vardı ‘

 İşte ben o sabah çekip giden babamdan sonra hikayemin kalanını dinledim Abim kan kanseriymiş. Onu kurtulması için her şeyi yapmışlar doktorlar son umut ilik için bir kardeşi olması lazım demişler ben böyle doğmuşum. Bu sırada abimin durumu daha da kötüye gitmiş. Doğduğumda hemen kordon kanımla abimin tedavisine başlanmış. Ama abim başaramamış. Çünkü abim çok güçsüz kalmış. O hayata veda etiği güne kadar babam beni kucağından indirmemiş. Sonrasında ise bir kez bile kucağına almamış. Anneme onun kıyafetlerini giydirmesini söylemiş. Onun eşyalarını kulanmışım ta ki bu güne kadar.

 Bunları sindirecek halim kalmamıştı odama gidince kusmaya başladım sonrasında annemin bütün yalvarmalarına aldırış etmeden inanamadığım her yerinde abimi görmeye başladığım hiç bana ait olmamış ailemi geride bırakıp çıktım. Bir daha eve dönmedim. Annemle sık sık görüştüm.

 Ne mi oldu. Hiç kendim olmadığımı fark etmem birkaç ay aldı. Önceleri çok kötüyü. Aileniz yoksa çaresizsiniz. Ben birkaç gün sokakta kaldım beni dayım buldu anneme götürdü . Kalmayacağıma ikna olduklarında beni alıp evine götürdü. Onlar bir ay mutlu ve huzurluydum. Yengem geldi ve beni istemediğini söyledi bu sefer dayım beni yatılı okula gitmeye ikna etti bende lise yi yatılı okulda annemin gönderdiği az bir parayla bitirdim.

 Dayım o gün den sora yanıma hiç gelmedi. Ayda bir arayıp hatırımı sordu. Annem her hafta sonu geldi. Para bıraktı. Bende hafta sonları reklam dağıtım haçlıma katkı yaptım. Sonunda mı? Üniversiteyi açıktan okurken lise arkadaşlarımla hiç yolum ayrılmadı ve kafe kafe çalıştım en son durağım bu güzel kafe oldu tam üç yıldır buradayım ve yakında ortağı olacağım.

 Hayatımdaki boşluğu dostlarımla doldurdum. Hayatımda  biri yok gelip gecen ilişkiler oldu ama aşk yok . Aşka inandığımda yok. Sevgi benim gördüğüm tek sevgi annem. Dost yani güven en zor günleri beraber yaşadım dört dostum. Hayalim derseniz miniğim gibi güzel bir çocuk.

 Babam ve annem mi? Babam yapayalnız annem o uzun süre direndi ama sonunda ayrıldı. Ailesinin yanına döndü. Biz artık az görüşsek te o daha mutlu.

 Babam ile öğrendiğim en son şey belediyeden gelen aram oldu ‘ babamın evinin çöp eve döndüğü oldu’. Bana haber vermek istemişler. Babamı hastaneye kaldıracaklardı.

 Ne yaparsınız hayat böyle birileri kaybeder birileri kazanır.

Neden doğarız?

Bagzı insanlar iyi biri olmak için doğar . Bagzıları ise kötü biri olmayı seçer.

Mavi İlkay Masal.

Değerlendirme: 1 / 5.

3 yorum

  • 🥺Öykü mü? Size ait bir yaşanmışlık mı?bilemedim. Ama Dilerim böyle güzel gönüllü insanın güzel bir ailesi ve miniği olur.

    Liked by 1 kişi

    • Yaşanmışlık değil. Biliyorsunuz. Bir çok aile çocuklarını hayata bağlamak için ona kardeş veriyorlar. Önceden uyumlu gene ulaşmak mümkün olmuyordu ve bir çok yeni doğan evlat kardeşini kurtaramadığı için hiçbir suçu olmadığı halde vicdani bir yük altında kalıyordu.
      Bunu genelde evladına kaybettiği evladının acısını taşıyamayan anne ve babalar yapıyorlardı. İşte bununla ilgili bir haber izlerken aklıma gelen bir hikaye… 🙂 Umarım herkesin şekerden tatlı mutlulukları olur.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s