KUTU !

Kutu

    KUTU !

Bir gün bir insan kendine bir şeyler yapmaya karar vermiş. Birden ben çanak çömlek yaparım diyip bir ustanın yanına gitmiş. Usta bakmış karşısındaki istekli ama eksikleri var . Anlatsada anlamıyor . sonunda’’  ‘ Tamam ‘ demiş. Size öğreteceğim. Ancak ilk yapacağınız çömlek filan değil bir kutu olacak. Minicik kapağı olan bir kutu yapacaksınız. ‘’ Kabul etmiş insan. Usta önüne biraz toprak biraz su getirmiş. Bunu karıştırmasını istemiş. Karıştırmış  bakmış çamur olmuş. ‘Ustam bundan kutu filan olmaz ‘ demiş. Usta ‘ Önce hamur yapmalısın sonra kutu yapmalısın’ demiş. İnsan uğraşmış didinmiş. Bir hamur yapmış. Usta ‘Şimdi şekil ver demiş. Koymuş bir çarkın üstüne çevir ‘ demiş. Önce çevirmeye başlamış sonra bakmış usta hamuru eviriyor çeviriyor . Şekiller veriyor. İnsan ‘ Anladım bende yaparım ‘ demiş. Başlamış  hızlı hızlı çevirmeye bir şeyler yapmaya çalışmış. Bakmış olmuyor. o zaman yavaşlamış düşünmüş bakmış bir şeyler olmaya başlamış. Bir günün sonunda zorda olsa ufacık bir kutu yapmış. Usta demiş ki ‘ Bitmedi buda senin gibi henüz ham böyle bir şey olmaz . Kurusun sonra fırına girip ateşle pişsin sertleşip hamlığını atsın. İnsan sevinmiş. ‘Demek öğreniyorum. ‘ diye düşünmüş. Sabahı sabah etmiş düşmüş yola gelmiş. Fırını yakmış. Geçmiş karşısına kutusunun pişmesini beklemiş. Fırından sıcağıyla çıkarmaya kalkınca  ; usta ‘ Olmaz alınmaz. Sende yanarsın oda ziyan olur soğuyacak bir gün daha bekleyeceksin. ‘ İnsan beklemiş. Koşa koşa gidip çıkarmış . Bakmış renksiz bir şey ‘ Bu olmamış . Ben böyle istemiyordum ‘ demiş. Usta ‘ Bende seni böyle istemiyorum. Bunu işi bitmiş mi bak bakalım diğerleri nasıl ‘ diye sormuş. Bakmış her biri ayrı renkte parlaklıkta bir sürü kutu , çömlek , tabak varmış. Usta ‘ O zaman otur bakalım. Önce kutuna çiz bir şeyler ‘ demiş. İnsan eline kalemi alıp bir şeyler çizmek istemiş. Usta ‘ olmaz her şeyin bir usulü yolu yordamı vardır. Bu fırçayı al.İncelikle zariflikle usulünce çiz ‘ demiş. İnsan denemiş olmamış Usta önce fırça nasıl tutulur öğretmiş. Sonra nasıl çizilir onu öğretmiş. Akşama kadar ancak çizmiş. Usta yarın gel boya’ demiş. Oda gene uykusuz bir gece geçirmiş. Sabah koşa koşa gelmiş.Almış boyaları boyamaya kalkmış. Usta ‘ Olmaz boyamanında bir uslü var ‘demiş. Onuda göstermiş. İnsan sonunda boyamış ama bakmış çok yorulmuş kolu beli , eli, gözleri yorulmuş. Sonunda bitti diye düşünürken bakmış diğerleri gibi kutusu parlak değil. Usta’ parlak olsun boyası silinmesin istiyorsan üstünü kaplayıp tekrar fırınlamalısın sonra parlak olur ‘ demiş. İnsan kabul etmiş. Ustayla bir şeyler hazırlamış hiç anlamamış. Sonra onunla kutusunu kaplamış. Kutusu birden bembeyaz olunca ‘ Olamaz ne yaptın yaptıklarımı yok ettin emeğimi ziyan ettin ‘ demiş. Usta gülmüş ‘ Bu işin ustası sen misin ben miyim ? Seyret ve öğren demiş. Sonra kutuyu bir yere koyup ‘ Burada kuruyacak yarın fırına koyacaksın ‘ demiş. Gene uykusuz bir gecenin sonunda insan kutuyu fırına koymuş. Fırının kapısı açılınca gözlerine inanamamış. Hayallerindekinden bile güzel bir kutu duruyormuş. Almak istemiş usta ‘ hala öğrenmedin mi soğuması lazım yarın gel al ‘ demiş. Sabah insan gelince kutusunu verirken ‘ Burada ne öğrendin ‘ demiş. İnsan ‘ Hamdım piştim . Pişmek ise sabretmekmiş. Öğrendim ‘ demiş. Usta ‘ Güzel en ufacık bir şeyi bile yapmak ne kadar zormuş öğrenmene sevindim ‘ demiş.

 Hiçbir emek küçük görülmemeli. Hiçbir şey basite alınmamalı bu dünyada.

Mavi İlkay Masal.

Değerlendirme: 1 / 5.

6 yorum

Mavi İlkay Masal için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s