TÜRK MASALLARI

 Evin yolunu tutmuş tutmasına da güzel kız hiç aklından çıkmaz olmuş. Birde tabi evinde biriken unlar ve yiyeceklerle ne yapacağını düşüne dururmuş. Birde eve geliş ki evde iki katı daha fazla un var .annesi ise onları koyacak yer bulamıyor .Oğluna neler olduğunu sormuş oda anlatmış.

  Sabah olmuş .Delikanlıda yaşlı adamın ununu hazırlamış yüklemiş yola düşmüş . Yolda giderken bir taraftan sevdiği kız birde evdeki unları ne yapacağını düşünürmüş. Birde bakmış  yaşlı bir kadın bir gariban atlı arabasıyla zorlukla ilerlemekte onunla yanına gidip;

 Delikanlı: Teyzeciğim hayrola nereye gidersin.

 Yaşlı kadın delikanlıyı görünce pek sevinmiş.

 Yaşlı kadın: Şehre giderim oğlum. Benim bir kızım vardı .Onunla ekmek yapardık oda şehre getirir satardı evimizi öyle geçindirirdik. Benim kız bir fırıncıya vardı beni unuttu. Eh bende yaşlandım ekmek yapacak unumda kalmadı . Son kalan unumla bu ekmekleri yaptım götürüp satacağım ki evimi geçindireyim. İkisi beraber şehre gitmişler kadın bir dükkana ekmeklerini satmış sonrada evinin yolunu tutacakmış. Delikanlının da unu sattığını görünce ;

  Yaşlı kadın: Ah keşke benimde biraz unum birde yardım edenim olsa da ekmek yapsam da satsam evimi geçindirsem demiş.

 Delikanlı bunu duyunca aklına bir fikir gelmiş. Teyzenin de yaşlı adamla aynı köyde yaşadığını duyunca pek bir sevinmiş. Onu yolcu edip gönderirken akşam olsa da annemle bir konuşsam diye düşünüyormuş. O bunları düşünürken altın araba meydanda belirmiş. Güzel kız içerde delikanlı meydanda iç çekmiş. Kız üzüntüsünden ağlamakta delikanlı üzüntüsünden dertlerine dert katmaktaymış.

 Gel gelelim her derdin bir çaresi vardır deyip masalımıza  devam edelim;

 Akşam olmuş delikanlı yaşlı adama ve annesine o gün tanıştığı yaşlı kadını anlatıp aklına gelen fikirden bahsetmiş. Her ikisi de delikanlının fikrini beğenmiş sırtını sıvazlayıp :  Sana dertlenme her şeyin bir yolu bulunur demiştik. derler.

  Sabah olunca delikanlı küfesine iki çuval un koyup kadının evinin yolunu tutmuş. Yaşlı kadın kapıyı açıp karşısında delikanlıyı görünce şaşırmış. Delikanlı kadına unları verip ondan ekmek yapmasını istemiş. Ekmeğin satışından kazanacağı paranın yarısı senin yarısı benim demiş.

  Sonrada yaşlı adama gidip onun ununu hazır etmiş . Unu küfeye koyup yaşlı kadının kapısını çaldığında sıcacık ekmekler hazırmış. Kadının atına ekmekleri yükleyip düşmüş yola önce ekmeği satmış sonrada unu . Ertesi gün kadına dört çuval un bırakmış. Kadın ekmekleri yapmış. Oda unu hazır etmiş. Götürüp satmış .

 Evdeki unlar eksilmese de yaşlı kadında yaşlı adamda ekmeklerini kazanıyorlarmış. Delikanlıda hamallık yapmadan evini geçindiriyormuş.Genede her gün şehir meydanında sevgilisinin geçmesini bekler sonra evine dönermiş.

 Gün gelmiş artık unu da ekmeği de ne at nede kendi taşıyamaz olmuş. Birde yaşlı kadın ekmek yapmaya gücü yetmeyince ona da yardım etmesi gerekmiş. Her sabah ekmekleri hazırlarken o da yaşlı adamın ununu hazırladıktan sonra ekmekleri fırında pişirip sonra yola düşermiş. Gel zaman git zaman bir atlı araba almaya karar vermiş.

 Önce şehirde ki işlerini bitirip Güzel kızı görmeye köşke gitmiş. Dadıdan rica edip güzel kızı çardakta kısa bir an görmüş ve ona ‘ İşlerim iyi gidiyor artık kendi ekmeğimi kendim yapıp şehirde satacağım bir gün seni gelip babandan isteyeceğim demiş. Ama o gün gelene kadar arada gelir seni burada görürüm deyip ayrılmış. Kız ise delikanlının sözleriyle çok mutlu olmuş .O günün gelmesi için dua etmeye başlamış. Sonrada yaşlı kadının fırınında ekmekleri yapamaya başlarmış.

 Güzel kızı gördükten sonra küfeyi aldığı dükkanın yolunu tutmuş. Şehrin sonunda ki sokağa gelse de bir türlü dükkanı bulamayınca. Bu dükkan burada değil miydi deyip bir sağına bir soluna bakmış ki yerinde hemen içeri girmiş. Yanına gelen yaşlı adama’ senin dediğin gibi yapıp paramı biriktirdim şimdi senden bir at ile birde araba isterim ‘demiş. Yaşlı adam delikanlıya arka bahçede bir at ile araba olduğunu ama at onu sever ise  ona verebileceğin söylemiş. .

 Delikanlı ile arabayla ata bakmaya gitmiş. Araba mavi mavi parlamaktaymış. At ise gece kadar kara ,ay kadarda parlakmış. Atı sevmiş at ta onu sevince adam onu hemen ona vermiş. Ama eklemiş.Bu arabayla kendi yaptığın yada kazanarak aldığın ney olura olsun taşıdığında onun yüz katını evinde bulursun demiş. Delikanlı bu işe pek sevinmiş.

 Arabasını alıp evin yolunu tutmuş . Sabaha kadar uyumadan atına bir ahır yapmış. Atı buna çok sevinmiş. Delikanlı atını atı da onu çok sevmiş. Öyle ki ekmeklerini şehirde sattıktan sonra da güzel kızın yanına atıyla gidermiş. Güzel kızla atı çok severlermiş.

 Derken  bir güz geçmiş. Delikanlının küfesi para evi un dolmuş. Oda annesine bir sofra kurdurup yaşlı adam ile yaşlı kadını evine davet etmiş. Sonrada onlara fikrini anlatmış. Şehirde bir dükkan almaya orada ekmekleri satmaya karar vermiş. Annesi de yaşlı kadına ve ona ekmek yapmakta yardım edecekmiş. Böylece daha çok ekmek yapmaya başlamış. Delikanlının İşleri iyi gitmekteymiş. Herkes tarafından çok sevilmiş. Hem dürüst hem de çalışkanlığıyla ülkeye nam salmış.

Delikanlı her gece’ Rabbim sana şükürler olsun. Ben bir istedim .Sen bin verdim. Ben bir çalıştım sen onu iki yaptın . Ne derdim varsa giderdin. İki kişi idik dört ettin. Senden bir dileğimde beni sevdiğime kovuştur’ der dururmuş.

Bir de bakmış. Şehirde bir çok dükkanı var .Eski evinin yerine yenisini yaptırmış. Yaşlı kadın ile yaşlı adamı da yanına almış. Hep beraber hem çalışır hem de yaşarlarmış. Bu delikanlının çok çalışmaktan bir şikayeti yokmuş .Tek bir derdi varmış. Her gece güzel sevdiğini düşünür uyuyamazmış . Güzel kızda onu düşünmekten uyuyamazmış.

  Güzel kızın vezir babası da bir türlü yüzü gülmeyen güzel kızız için kederlene dursun bir gün kapısı çalınmış. Bir Başka ülkenin zenginlerinden bir adam kızının güzelliğini duymuş onu kendine ikinci eş yapmak istermiş. Bu kısmeti iyi bir fırsat olarak gören babası kızıma bir soruyum oda olur der ise gelin isteyin demiş.

 O gün delikanlıyı bir türlü göremeyen kız dertlenirken bir de paşa babası çağırmış. Babası kızını dizinin dibine oturtup;

 Baba : Ah benim güzel kızım. Bilir misin senin güzelliğini duyan bir ülkenin zengini kalkmış gelmiş seninle evlenmek ister. Bilirim uzaklara gideceksin. Ama iyi bir kısmettir üstelik yalnız da olmazsın. Adamın bir eşi de varmış. Dadında seninle gelir demiş.

 Kız bunları duyar duymaz ağlamaya başlamış. Babası ne yapsa susturamayınca dadısı kızı alıp gitmiş. Odasına gittiklerinde

 Güzel kız: Aman dadıcım . Ne yapsam nerelere gitsem. Ben onu bırakıp başkalarına varmam. Onsuz yaşayamam demiş.

 Dadı: Güzel kızım yapacak bir şey yok dese de kızı bir türlü ikna edemeyince ikisi kılık değiştirip düşmüşler yola gelmişler delikanlının dükkanına . Gelen kadınları tanımamış delikanlı : buyurun kaç ekmek veriyim demiş.

 Dadı araya girip: Delikanlı biz köşkten geliriz. Sana söyleyeceklerimiz var demiş.

 Delikanlı onları alıp arkaya geçmiş güzel kızın elini tutumuş. Kız ağlamaktan yorgun anlatmış olanları. Delikanlıda ne yapsın;

 Delikanlı: Yarından tezi yok öğlen vakti gelip annem seni isteyecek . Vezir baban verir ise ne güzel vermez ise kaderimize razı olacağız demiş.

 Güzel kız bu sözlere çok sevinmiş: Yiğidim annen gelsin beni istesin eğer babam vermez ise ben zaten üzüntümden ölürüm demesin mi?

  Akşam olunca yemekler yenmiş delikanlı derdini büyüklerine açmış onlarda delikanlının fikrini uygun bulmuş. Sabah delikanlı ve annesi işlerinin başına geçerken güzel kızın dadısı vezirin yanına gitmiş. Vezire  kızının hasta olduğunu söylemiş. Güzel kızının zengin adamla evlendirileceği için üzüntüden hasta olduğunu duyunca bu fikrinden vazgeçmiş.

 Babası kızının yanı başına ayrılmazken dadısı güzel kızın bir delikanlıyı sevdiğini bu delikanlının çok çalışkan ve iyi biri olduğunu anlatmış. Paşa güzel kızını bu delikanlıya vermek istememiş ama kızının ağlamalarına da dayanamamış. Derken delikanlının annesi güzel kızı istemeye gelmiş. Vezir delikanlıya bir şartla kızını vereceğini söylemiş.

 Kadın evine geldiğinde ne diyeceğini bilememiş. Delikanlı ise meraktaymış. Annesi gelip olanları anlatınca: ondan kolay ne var demiş.

 Vezirin şartı delikanlı üç gün içinde bin çuval un getirecek ve bu unlarla on bin ekmek yapıp ülkenin dört bir yanında dağıtacakmış.

 Delikanlı ertesi sabah hemen un yapmaya başlamış bunları küfesi  ve arabasıyla taşıdıkça yüz katı olmuşlar bu yüz kat unla yaptığı ekmekleri gene küfesiyle ve arabasıyla onlarda on bin ekmek olmuşlar onları da çok sevdiği atı ülkenin her yerine uçarak dağıtmış. Üç  gün içinde dediklerini yerine getiren delikanlıdan memnun kalan vezir damadını çağırmış. Sen pek yiğit bir delikanlıymışsın benim damadım , senin gibi akılı  ve çalışkan olmalı. Birde senin gibi güzel kızımı çok sevmeli demiş.

  Güzel kız ile delikanlıyı üç gün üç gece süren bir düğünle evlendirmiş.

 Onlar ermiş muradına biz çıkalım Ay a.  

     Bu bir masal imiş. Unutmayan unutana hatırlatsın.

Değerlendirme: 1 / 5.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7