KELOĞLAN AVDA

                  KELOĞLAN AVDA

  Bir varmış bir yokmuş;

Evvel zaman içinde develer ve atlar yüzerken ,kuşlar yürürken bir ülkede keloğlan varmış.

 Keloğlan yaşlı annesiyle yaşarmış. Keloğlan ayda bir ava çıkar eve et getirmek için kuş avlarmış. Keloğlan , bir gün dağa ava çıkmış ve bir ceylan vurmuş. Ceylanı omuzuna vurarak eve gelirken başvezire rast gelmiş. Başvezir , ceylanı görünce satılık zannederek ;

 -‘Ceylanı satıyor musun keloğlan ‘demiş.

 O da; ‘ Hayır satmıyorum. Padişaha hediye götüreceğim’ demiş.

 Baş Vezir uzaklaştıktan sonra keloğlan doğru padişahın huzuruna çıkarak ceylanı ona hediye etmiş. Padişah bundan çok memnun olmuş ve Keloğlan’a birkaç torba altın vermiş.

 Keloğlan parayı alıp kendine bir iş kurmuş kısa sürede de  zengin olmuş, konaklar yaptırmış, atlara ,arabalar cariyeler almış. Fakat bunlara Baş vezirin canı fena halde sıkılmış. Padişaha , ‘ Şu keloğlanı çağıralım da fildişinden bir köşk yapmasını emredelim, eğer yapmazsa ,kendisini cellatlara vereceğinizi söyleyelim ‘demiş. Padişahta ‘ Peki ‘ demiş. Hemen Keloğlanı çağırtıp fildişinden bir köşk yapmasını emretmiş.

 Keloğlan düşünmüş taşınmış padişahtan kırk gün izin isteyerek yanından ayrılmış. Keloğlan eve gelmiş Annesine olanları anlatmış ve ondan bir akıl istemiş.’ Ben bunu nasıl yaparım ‘ diye ağlamış.

 Annesi de oğluna üzülme hemen bir tabur asker ile kırk batman üzüm suyu getir bunları kırk deve ye yükle ve filan yerde fillerin dağ var oraya git demiş. Sonrada yapacaklarını anlatmış.

 Ne mi yapacakmış?

 Keloğlan padişahtan kırk deve ile kırk batman üzüm suyu birde bir tabur asker istemiş. Padişah ta vermiş.

 Keloğlan, kırk deve ye kırk batman üzüm suyu yüklemiş yanına da  bir tabur askeri alıp fillerin dağına gitmiş. Dağda ki fillerin su içtiği havuza şarabı dökmüş filler üzüm suyunu içince dişlerini dökmüşler. Keloğlanda dişleri develere yüklediği gibi geri dönmüş. Hayli bir yol gelip şehre varmış. Padişahın gidip ‘ fil dişleri ile geldim köşkünüzü yapacağım ‘ demiş.

 Padişah bu işe sevinirken başvezirin canı çok sıkılmış.

 Keloğlan köşkü yapıp bitirdikten sonra başvezir padişaha ‘ Keloğlandan Uzak ülkenin kralının kızını isteyelim . Bakalım getirebilir mi ‘ demiş.

Bu fikir padişahında hoşuna gitmiş hemen Keloğlanı çağırtıp Uzak Ülkenin kralının kızını getirmesini emretmiş.

 Keloğlan ne yapsın padişahtan kırk gün izin isteyip evine gitmiş annesine olanları anlatmış.

 Annesi de : ‘ Padişahtan görülmemiş elmaslarla süslü bir gemi iste içine de en güzel kızlardan tayfalar al ve Uzak Ülkeye git ‘demiş.

 Keloğlan annesinin söylediği gibi yapmış. Padişah daha da güzel bir gemi vermiş. Keloğlanda yola çıkmış. Denize bata çıka ilerlerken birde bakmış ki büyük balık küçük balığı yemek üzere hemen küçük balığın yardımına koşup kurtulmasına yardım etmiş.

 Küçük balık dile gelmiş: ‘ Şu iki tüyü al, sıkıldığın birbirine vur, ben sana yetişirim ‘ demiş. Tekrar denize atlayıp kaybolmuş.

 Keloğlan gide gide Uzak Ülkeye varmış hemen sarayın önüne vapuru demirlemiş.

 Kral dışarda gezerken bir de bakmış çok güzel bir gemi merak edip Keloğlanı çağırtmış: ‘ Sen nereden geldin? BU ne güzel gemi ‘ demiş.

 Keloğlan hiç bozmadan ‘ Ben tüccarım İstanbul dan geliyorum ‘ demiş.

 Kral kim olduğunu bilmediği bu tüccarı sarayına yemeğe davet etmiş yemekten sonrada altınlar inciler hediye etmiş. Davete ona güzel bir kız hizmet etmiş. Kralın küçük kızıymış. Keloğlan kızı çok beğenmiş.

Kral keloğlanı ertesi gün bir av partisine davet etmiş. Keloğlanda kabul etmiş. Ava başlamadan Keloğlan kralı kandırmayı başarmış.

Keloğlan ‘ Kral hazretleri sizin çok iyi bir avcı olduğunuzu duydum . Benim gibi biriyle ava gitmek size sıkıcı gelir . Ben diyorum ki sizinle bir idda ‘ya girelim ben ilk geyiği avlarsam sizden bir şey isteyeceğim ‘ demiş.

Kral ‘ çok iyi bir avcı olduğum doğrudur siz benden önce geyik avlayamasınız ama eğer avlarsanız benden ne isterseniz sizindir ‘ demiş.

Av başlamış keloğlan ormanın derinliklerine dalmış ve kraldan biraz uzaklaşmışken birde bakmış bir geyik hemen geyiği avlayıp krala götürmüş kral ise bir kuşdan başka bir şey avlayamamışken keloğlanı geyikle görünce şaşırmış ama herkesin önünde verdiği sözden de dönemezmiş. Keloğlana ‘ Size verdiğim sözü tutacağım geyiğe karşılık benden ne isterseniz sizindir ‘ demiş.

Keloğlanda ‘ Bana hizmet eden güzel bir kız vardı onu kendime eş yapmak isterim müsaade ederseniz ‘ demiş.

Kral gülmüş ama verdiği sözden de dönemezmiş, en küçük kızını keloğlana vermeyi kabul etmiş.

 Keloğlan boş durur mu kralı ertesi gün gemiye davet etmiş. Bir sürü eğlence tertip etmiş. Kral gemiden ayrılırken iki kızının gemiye gezmeye gelmek istediklerini söylemiş. Gelenlerden birinin büyük kızı diğerinin de küçük kızı olduğunu belirtmiş.’ Müstakbel eşinizle de tanışmış olursunuz ‘ demiş.

 Keloğlan bu durumdan çok memnun olmuş.

 Ertesi gün kızlar gelmişler. Geminin üst katını gezerken Keloğlan onlarlaymış. Aşağı katları gezmeye başladıklarında gemiye hareket emri vermiş.

 Kızlar akşam olduğunu anlayıp yukarıya bir bakmış ki gemi uzaklaşmakta o zaman ‘ eyvah bizi kaçırıyorlar’ diye ağlamaya başlamışlar.

 Kral kızlarının kaçırıldığını anlayınca peşlerinden gemiler yollamış .Büyük kız her zaman yanında taşıdığı sihirli kolyesini denize atmış. Kolye küçük bir kayığa dönüşmüş. Kızlar kayığa binmek isterken Keloğlan ne yapsın bakmış yakalanacak . Cebindeki iki  tüyü çıkarıp birbirine vurmuş. Balık  Keloğlanın yardımına koşmuş hemen denizde ki kayığı alıp uzaklara götürmüş. Rüzgar çıkmış gemi hızlanmış da hızlanmış.

 Keloğlan kızları alıp olanları anlatmış. Onlarla ülkesine dönmüş.

 Az gitmişler uz gitmişler sonunda İstanbul’a varmışlar.

 Hemen padişaha haber vermiş. Padişah toplar attırmış hemen yemen kralının kızını karşılamış. Bakmış iki kız var Keloğlan durum anlatmış müstakbel eşini alıp evine gitmiş. Eşiyle üç gün üç gece güzel bir düğünle evlenmiş. Krala da güzel hediyeler göndermiş. Padişah ise Kızı görür görmez aşık olup  kırk gün kırk gece süren bir düğün ile evlenmiş.

 Vezirin yaptığı oyunları anlayıp kovup yerine Keloğlanı kendine vezir yapmış.

 Onlar ermiş muradına biz çıkalım gemiye.

Değerlendirme: 1 / 5.
KALBİMİN IŞIĞI

Yorum bırakın