Category Archives: ANA SAYFA

kırlangıçlar

Sabahattin Ali Hikayesi “Kırlangıçlar” Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar  bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; Derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere daldığı belliydi. Söğüdün dalları hışırdadı.

Devamını oku

karne günü

KARNE GÜNÜ  Okullu seviyor!  Her okul başladığı gün en sevdiği gündü ama okulların kapandığı gün en nefret etiği gündü.  Neşeli günlerin sonuna geliyorum.  Bu sabah erkenden kalkıp babam kahvaltı sofrasına oturmadan kahvaltımı yaptım ve evde çıktım. Annem arkamdan ‘ oğlum ne yapıyorsun sadece süt içip okula gidilmez ‘ diye bağırırken ben ayakkabımı giymiş çantamı sırtıma takmıştım bile ..  Çocuk: ‘

Devamını oku

hırsızlar ve eşek

HIRSIZLAR VE EŞEK  Günlerden bir gün iki hırsız bir eşek çalmışlar. Bir süre sonra çaldıkları eşek yüzünden aralarında kavga çıkmış. Biri ‘satalım’ demiş. Diğeri ‘satmayalım’ demiş. Derken kapışmışlar yumruk yumruğa kavga etmişler. İki hırsız kozlarını paylaşa dursunlar oradan geçen üç hırsız durumu görüp iki hırsıza fark ettirmeden eşeği alıp gitmişler. Eşek kimi zaman bir ülkedir. Hırsızlarda krallar. Onlar kavgaya tutuşunca

Devamını oku

hayat engel tanımaz kafa kağıdı

                  SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ                                       KAFA KAĞIDI Akşamüzeri hapishaneye bir sürü adam getirdiler. Hepsi kalabalıktı. Bu kadar kalabalığı süngü takmamış iki candarmanın arasında görünce yol parası borcundan buraya geldiklerini anladık. Nizamiye kapısından girince avluda sıra oldular. Bir gardiyan elindeki kağıda bakarak yoklama yaptı. Ondan sonra duvar kenarına dizilerek çömeldiler, konuşmadan bekleşmeye başladılar.Kılıkları pek perişandı. Poturları parça parça sarkıyordu ve çoğunun

Devamını oku

keramet

                                     ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                                         KERAMET Yangın yarım saatten beri devam ediyordu. Fakat mahallenin ahalisi iki ev sonra söneceğine inanıyorlardı. Çünkü bir değerli kişinin türbesi vardı. Mümkün değil, o tutuşmazdı! Şiddetli bir kıble rüzgarı esiyor, alevleri, kıvılcımları saçan tahta parçalarını, türbenin üzerine altındaki evlerin çatılarına fırlatıyordu. İtfaiye bölüğü, tulumbalar son gayretlerini sarf ediyorlardı. Polisler etrafı ablukaya almışlar, kaçırılan eşyanın yağmasına

Devamını oku

Adı ne ola ki ?

ADI NE OLA Kİ? Günlerden bir gün Nasrettin hoca bir sohbet meclisine davet edilmiş. Konuşma dönmüş dolaşmış hocanın karısına gelmiş. Meclistekiler: ’ Hocam yıllar yıllı senin karının hikayelerini dinleriz ama adını bilmiyoruz? Adı ne ola ki ‘ demişler. Hoca: ‘ Bende bilmiyorum ‘ demesin mi? Herkes şaşırmış. Meclistekiler: ‘ Aman hocam insan karısının adını bilmez mi ? ‘ demişler. Hocadan

Devamını oku

kuru ağaç

                                           KURU AĞAÇ                Günler den yağmur;    Her yerde iliklere işleyen bir soğuk ,ağaçlar haşin gaddar bir elin elinde hiç durmadan sarsılmakta . Ben bir pencerenin arkasında seyirde.    Karşı evin bahçesi kupkuru,ağlayan gökyüzü bu kup kuru topraklara hayat vermiyor . Birde üstüne geçit vermez balçık deryasına dönüştürüyordu.  Kendimi o balçığın içinde düşündüğümde dibi gördüğümü en son gördüğüm şeyin

Devamını oku

kurtla kuzu

KURTLA KUZU Kim daha güçlüyse hep odur haklı; dinleyin masalı.  Günlerden bir gün minik bir süt kusuşu pırıl pırıl dereden su içmek istemiş. Su çok güzelmiş. Minik kuzu suyu içmeye doyamamış. Bu sırada kurt yukardan çıka gelmiş? Derdi avlanmak;  Kurt öfkeyle: ‘ Vay ; sen kim oluyorsunda? Benim  suyumu bulandırıyorsun. , demiş .Yetmemiş: Ben şimdi sana anlatırım diyip zavallı küçük

Devamını oku

köstence güzellik kraliçesi

              SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ                            KÖSTENCE GÜZELLİK KRALİÇESİ Dört seneden beri görmediğim Berlin’e yeni gelmiştim. Kah kerpiç evli kasabalarda, kah kızgın güneşle açık mavi denizin kavuştuğu Akdeniz kıyısındaki şehirlerde oturarak ve bazan da yaşlı bir at sırtında ve fundalıklı yollarda köyden köye giderek geçirdiğim bu dört seneden sonra; Berlin bana eskiden hiç görmediğim bir yer gibi geldi. Alacakaranlıkta indiğim istasyonun merdivenlerinde

Devamını oku
« Önceki Yazılar