Category Archives: hikayelerde buluşalım

pazarcı hikayesi

SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ Pazarcı Hikayesi Tekaüt (emekli olmak) olduktan sonra karısının memleketi olan Ege Denizi kıyılarındaki bu kasabada ufak bir dükkan açıp tuhafiyecilik yapmak istedi. Pek becerikli idi. Balkan Harbi’nde yaralandıktan sonra da bir kere istifa ederek askerlikten ayrılmış, Üsküdar’da Uncular Sokağı’nda ufak bir yağ ve sabun dükkanı açmıştı. O zaman üç ayda işini o kadar ilerletti ki, karşı sırada

Devamını oku

kaşağı

               ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ  KAŞAĞI HİKAYESİ  Kardeşimle ahırda sürekli oyunlar onardık. Her yaz annem İstanbul a giderdi. O İstanbul dayken ben ve kardeşi m Hasan bütün zamanımızı ahırda geçirirdik. HASANLA Dadaruh un yanından hiç ayrılmazdık. Dadaruh babamın seyisi yaşlı bir adamdı. Her sabaha erkenden kalkıp ahıra koşmak atlarla ilgilenmek suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek , ne doyulmaz bir zevkti. Hasan

Devamını oku

küçük kız

                   KÜÇÜK KIZ HİKAYESİ   O gün hava çok soğuktu. Ailesi ile akraba ziyaretine giden küçük kız arabanın camından dışarıyı izlerken kardan bem beyaz olmuş dağlara tepelere hayran hayran bakıyordu .   Araba biraz kalabalıktı. Babasının kullandığı arabalarında küçük amcası babasının yanındaki koltukta oturuyordu. Küçük kız babasına amcasının kucağında gidip gidemeyeceğini sorduğunda .  Daha babası cevap vermeden amcası kabul edince çok

Devamını oku

hasan boğuldu

                                    Sabahattin Ali Hikayeleri                                        HASAN BOĞULDU Kazdağı ‘nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeki bir yörük obasına gidip dört beş gün kalacaktım. Edremit pazarına çıra ve bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olduğum ve devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim uzun boylu, ak sakallı bir yörük beni davet etmiş: – Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur! Taze bal yersin, kana kana acı

Devamını oku

deve

                  ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                           DEVE Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi. Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu. At pazarında, eşek alışverişinde herkes onu hacı zannediyordu.

Devamını oku

bir firar

Sabahattin Ali Hikayeleri  “BİR FİRAR İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı. İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu. Bayram namazında İmam köy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti. Hâlbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu… Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir. En aşağı yedi sene yiyecekti. Seke seke yürüyor,

Devamını oku

çakmak

            ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ      ÇAKMAK  İki eski arkadaş Anadolu nun ücra kasabasında karşılaşırlar;  İboş iri yarı yanaklarından kan damlayan,kara kaş kara gözlü ,tıknaz ama bir öküz kadar kuvvetli bir adamdı.   Mıstık ise kirli sarı saçlı , kirli yüzlü mavi mücevher gibi parlayan gözleri, zayıf , kirli sakalı bir adamdı.  Bu iki adam Makedonya dan gelen bu iki hemşerilerdi.

Devamını oku

kafakağıdı

                  SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ                                       KAFA KAĞIDI HİKAYESİ Akşamüzeri hapishaneye bir sürü adam getirdiler. Hepsi kalabalıktı. Bu kadar kalabalığı süngü takmamış iki candarmanın arasında görünce yol parası borcundan buraya geldiklerini anladık. Nizamiye kapısından girince avluda sıra oldular. Bir gardiyan elindeki kağıda bakarak yoklama yaptı. Ondan sonra duvar kenarına dizilerek çömeldiler, konuşmadan bekleşmeye başladılar.Kılıkları pek perişandı. Poturları parça parça sarkıyordu ve

Devamını oku

bir hatıra

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ Bir Hatıra” Hikayesi “Le grade dégrade..”(  rütbe, haysiyeti düşürür) Ah gençlik!.. Tıpkı ezeli bir baharın ilk çiçekli günlerine benzer. Yeşil kırlar, kelebek dolu bahçeler, güzel kokular içinde serçelerin şen efsanelerini doymadan dinleyerek dolaşırız. İdealimizin rüyası bize hayat kışının fırtınalarını, karlarını, tipilerini hatırlatmaz. Ben işte bu hiç bitmez sanılan baharı İzmir’de geçirdim. On dokuz yaşındaydım. Galiba on beş

Devamını oku

kütük Hikayesi

              ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                      KÜTÜK HİKAYESİ  Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler,

Devamını oku
« Önceki Yazılar