YE KÜRKÜM YE

YE KÜRKÜM YE

Bir gün Nasrettin Hoca şehrin ileri gelenlerinden birinin evinde verilen büyük davete çağrılmış. Nasrettin Hoca yemen davet edildiği konağa gelmiş. Ama kimse ona aldırış etmemiş. Hürmet edip yer gösteren olmamış. Bir kenarda yer bulup sıkış tepiş oturmuş.

 Konak çok kalabalıkmış. Herkes keli felli atlastan mintanlı Kürklerle mücevherlerle süslüymüş. Bizim Nasrettin Hoca yanlarında süsüz kalmış. Bakmış onu gören duyan yok kalkıp eve geri gitmiş. Hanımı ‘Nasrettin Hoca neden geri geldin ‘demiş. Ama Nasrettin Hoca odasına girip çıkmış. Hanımı niye gelip gittiğini anlamamış. Nasrettin Hoca tekrar konağa gelmiş. Bu sefer konak çalışanları koşup kapıda karşılamış. Evin sahibine Nasrettin Hocanın geldiği haber verilmiş. Oda hemen Nasrettin Hocayı yanına davet etmiş. Hoca yemek yemiş sohbet hürmet görmüş . Bu sırada yemek kaşığını önce kürküne uzatıyor ‘Ye kürküm ye ‘diyormuş. Yanındaki ahbapları dayanamayıp sormuşlar. Nasrettin Hocam Neden böyle yaparsın kürk bu hiç yemek yer mi ‘demiş. Bizim hoca itibar görmek için eve gidip törenler için aldığı en pahalı kürkünü giyip davete gelmiş.

 Nasrettin Hoca gülmüş ‘Kürk yemek yemez olurum o olmasa ben bile yemek yiyemem.’ demiş.

   Anonim.

Değerlendirme: 1 / 5.

Yorum bırakın