ŞEHZADE

ŞEHZADE

Bir varmış bir yokmuş ;

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde deve uçarken kuşlar yüzerken kediler kovalar köpekler kaçarken küçük bir ülke varmış.

Bu ülkenin üç şehzadesi varmış. Büyük şehzade çok iyi bir askermiş. Ortanca şehzade çok iyi bir siyasetçiymiş. Küçük şehzade ise bana düşen bir görev yok diye tembel tembel oturup sadece düşünürmüş.

Günlerden bir gün padişah küçük oğlunun tembel tembel oturduğunu görmüş. Hemen yanına çağırtmış. ‘Şehzadeye neden tembel tembel oturduğunu neden abilerine yardım etmediğini sormuş’

Şehzade ‘ Abilerimin benim yardımıma ihtiyacı yok. Bana yapacak bir iş olmadığı için bende oturup gökyüzünü izliyorum ‘ demiş.

Padişah diğer iki oğlunu çağırtıp ‘ Neden kardeşinizden yardım istemiyorsunuz ‘ demiş.

İki abi kibirle ‘ O çok tembel. Hiç bir iş başara bileceğine inanmıyoruz. Onun içinde ondan yardım istemiyoruz ‘ demişler. Padişah onlara hak verir gibi olurken bu konuşmayı tesadüffen duyan sultan padişahla konuşmuş;

‘ Padişahım küçük oğlunuz çok akılıdır. Abilerinin söylediği gibide tembel değildir. Defalarca onlara yardım etmek istedi ama onlar yardımını istemediler. Oda bu sebeple sabahtan akşama kadar oturup düşünür’ demiş.

Padişah ‘ Peki ne düşünür ‘ demiş.

Sultan ‘ Padişahım Oğlunu söylediğim gibi çok zekidir. Her şeyi düşünür. Bu sıralar dünya dışına çıkabileceğini düşünüyor ‘ demiş.

Padişah düşünmüş taşınmış. üç oğluna da bir ders vermeye karar vermiş. Üçünü de çağırtıp ‘ Size den aya gitmenin bir yolunu bulmanızı istiyorum. Bugün yarın yada gelecekte aya gitmenin bir yolunu bulun ‘ demiş.

Üç kardeş çaresiz aya gitmenin yolunu öğrenecekleri bilginlerle görüşmek üzere düşmüşler yollara.

Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler. Günler günler sonra bir bilginin yaşadığı şehre gelmişler. Hemen adamı bulup sormuşlar ;

Adam ‘ Bunun cevabını ben bilmiyorum. ‘ demiş onlara daha uzak bir şehre gitmelerini söylemiş.

Üç şehzade az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler. Bir başka şehirde bir başka bilgine padişahın sorusunu sormuşlar cevap alamamışlar. Oradan iki bilginin yaşadığı şehre gelmişler.
Küçük Şehzade abilerine birine kendinin gidebileceğini söylemiş. Abileri kabul etmemişler ‘ Olmaz sende yoruldun. Beraber sorarız ‘demişler.

Küçük kardeşleri koşturarak bilgenin yanına giderken iki kardeş ‘ ‘ Sakın kardeşimizi gözümüzün önünden ayırmayalım. O doğru cevabı öğrenir padişah babamıza haber verirse beklide babamızdan sonra tahta o çıkar ‘ demişler.

İyi niyetli küçük şehzade ise bunlardan habersizmiş.

İki bilgeye de sormuşlar cevap alamamışlar.

Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler. Aradan uzun zaman geçmiş. Hiçbir bilge sorularına cevap verememiş.

İki büyük şehzade şehir şehir gezmekten yorgun düşüp bir hana yerleşmişler. Bir süre sonra da saraya döneceklermiş. Küçük şehzade ise aramaya devam etmek istemiş ama abileri onu a yanlarında alı koymuşlar. Bir gece şehzade beklemeye daha fazla dayanamayıp handan ayrılıp yola devam etmiş. Bir şehre gelmiş . Orda çok akılı bir bilge varmış. Padişahın sorusunu onada sormuş;

Bilge’ Bu sorunun cevabını ben veremem ama verecek birini biliyorum. O mor dağların tepesinde yaşar. Onu bul ‘ demiş. İlk kez bir cevap bulma ümidi olan şehzade atıyla kanatlanıp uçmuş. Gece dememiş gündüz dememiş mor dağlara ulaşmış. Dağa tırmanmaya başlamış. Dağ çok soğukmuş. Şehzade vazgeçmemiş. Tırmanmış tırmanmış. Elleri donmuş. Gözü görmez kulakları duymaz olmuş. Tepeye vardığında küçük bir evle karşılaşmış. Evin küçüklüğüne şaşırmış. Hemen kapıyı vurmuş. Kapı açılırken açlıktan susuzluktan bayılıp kalmış. Kapıda onu bulan çok güzel bir kızmış. Hemen onu eve taşımış. Bilge gelip şehzadeye ilaç yapıp içirmiş şehzde bir kaç günde iyileşmiş. O sırada kız ona bakmış.Şehzade kızdan çok hoşlanmış. Kız bilgenin kızıymış. Şehzade bilgeyle görüşüp olanları anlatmış ve padişah babasının sorusunu ona sormuş.

Bilge ‘ Bu sorunun cevabını ben bilmiyorum . Zaten bilememde babanız size bunu sorarken sizin cevabınızı istemiş. Benim değil. Sana söyleyebileceğim tek şey ‘Baban sende aya gitmeni istememiş. Zamanı önemi yok sadece çözüm söyle’ demiş. Bugün yada yarın değil. Gelecekte de olacak bir şeyin yolunu sormuş. ‘

Şehzade o zaman babasını sorusunu cevabının kendinde olduğunu anlamış. O gece uyumamış düşünmüş babasına vereceği cevabı bulduğunda bilgeden izin isteyip teşekkür edip yola çıkarken bilgenin kızına ‘ Ben seni çok beğendim. Babama sorduğu sorunun cevabını verdikten sonra seninle evlenmek için izin isteyeceğim. Benim ile evlenir misin ?’ diye sormuş. Kız utana sıkıla ‘ Evet seninle evlenirim ‘ demiş.

Şehzade saraya dönüş yoluna çıkarken abilerinin saraya döndüklerini düşünürken iki şehzade babalarını verdiği altınları yiyip içip keyiflerine bakıyorlarmış.

Şehzade durmamış dinlenmemiş az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş. Üç ay gece üç ay gündüz yol gitmiş. Aç kalmış, koşmuş şehirler görmüş insanlar tanımış sonunda saraya varmış. Kapısından girerken iki kardeşi onu yakasını tutup kıstırmış. ‘ Bizde seninle geldik. Sen cevabı söyle bizde üçümüzün bulduğunu söyleriz ‘ demişler. Küçük şehzade kabul etmiş.

……………..

Mavi İlkay Masal.

Değerlendirme: 1 / 5.

Yorum bırakın