KÖY

KÖY

Bir varmış Bir yokuş;

 Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ; develer uçarken , karıncalar uyurken , annem kaşıkta babam tenceredeyken ;

 Uzaklarda bir ülkede küçük bir köy varmış. Bu köyün küçük bir okulu varmış. Köylüler hayatlarından mutlu çok çalışıp ekip biçip aldıkları ürünlerini satıp yaşarken herkesin bacası tatlı tatlı tütermiş. Köyün okulunda çocuklar her gün neşeyle koşar oynar ders zili çalınca sevinçle okullarına koşarlarmış. Köy öğretmeni köylüler tarafından çok sevilir ve sayılırmış. Çocuklar ise öğretmenlerine hayranlarmış. Öğretmenleri çok iyi çok bilgili ve akılı bir adammış. Gece gündüz kitap okur . Her öğrendiğini çevresindeki insanlarla paylaşıp onlarında bir şeyler öğrenip faydalanmasını istermiş.

 Bu köyde bir adam yaşarmış köylüler bu adamı hiç sevmezlermiş. Onu gördüklerinde yollarını değiştirseler de adamdan kurtulamazlarmış. Bu adam tembel mi tembelmiş. Gündüzleri köy kahvesinden çıkmazmış. Akşamları da evinde tembel tembel yatarmış. Tek bir gün çalıştığı görülmeyen bu adamın üç karısı varmış. Köyde kimse bu adamı sevmediği için ona kız vermemiş. Oda uzak köylerden üç eş almış. Babadan kalma iki tarlasında bu üç kadın gece gündüz çalışırlarmış. Bu adam o kadar tembelmiş ki ekini bile satmaya gitmemmiş. Onu bile karıları yaparlarmış. Üç kadın her gün gece gündüz çalışmaktan çocuklarını bile tarlada doğurmuşlar. Üç kadının on çocuğu varmış. Üç kadından adamın üç oğlu olmuş. Oğlanlar ve kızlar anneleriyle tarlada çalışıp durularmış. Adam  çocukların okula bile gitmelerine izin vermezmiş. Öğretmen bir oyun yapıp çocukları okula göndermek zorunda bırakmış.

 Günler günler geçmiş. Kızlar büyümeye başlamışlar. Kadınlar yaşlanmaya başlamışlar. Adam bir kadın daha almak istemiş. Kadın için başlık parası isteyince adam başına dert olduğunu düşündüğü üç kızını evlendirmeye karar vermiş. En büyük üç kızı daha on üç on bir ve on yaşındaymışlar. Bu üç kız çok akılılarmış . Adamın aksine bütün çocukları çok akılı olduğu için hem köylüler hem öğretmen şaşkınken olanlardan habersiz günler geçiyormuş. Adam ne köylülere nede eşlerine söylemeden yeni eşin ailesi ile pazarlık yapıp onlara iki kızını verip yeni eşini alacakmış. Diğer kızını ise başlık parası karşılığı eli yaşında eşi yeni ölmüş bir adama satmış. O pazarlık ederken bir köylüsü bunu görüp muhtara koşmuş. Muhtar koşup engelemeye çalışmış fayda vermemiş. Adam başkası duymadan evlendirmek için sabaha gelip kızları verip karısını almaya karar vermiş. Durumu duyan adamın karıları ve muhtar öğretmene koçmuşlar. Öğretmen duyunca çok üzülmüş gece dememiş muhtarı yanına alıp yola düşmüş. Gece yarısı il varmış. Durumu anlatıp jandarmayıda yanına alıp köyün yolunu tutmuş ama yolda kaza olmuş gecikmişler. Sabah ezanı ile kızları arabaya koyan adam karıları ona engelemey çalışıyorlar diye dövüp bir odaya kapamış. Kızların kardeşlerinide başka bir odaya kapatıp yola çıkmaya çıkmak için arabasına gitiğinde karşısında bütün köyü bulmuş en öndede kadınlar varmış. Köylü kadınlar ellerindeki odunlarla adamı bir güzel dövmüşler. Köylü adamlarda izlemişler. Kadınları ve çocukları kurtarmışlar. Adam perişan haldeyken köylülerden jandarmanın geldiğini duyunca kaçmaya kalmış. Köylüler onu evinin ağacına bağlayıp yüzüne tükürmüşler ‘ Sen nasıl adamsın. Ter kan içinde kalana kadar çalışan hiçbir gün şikayet etmeyen karılarını çocuklarına zulüm ettin. Sen nasıl bir adamsın sen onlara bakmak zorunda iken. Korumak kolamak yedirip içirmek zorunda iken hep onlardan bekledin. Aç kalsada açıkta kalsada insan eşini , çocuğunu satarmı? İnsan olan töresi terbiyesi ahlakı olan bunu yapar mı ? İnsan olan insan gibi yaşar ve yaşatır ‘ demişler. Jandarma gelip adamı almış. Adamın hiçbir şikayetini dinlememiş. Götürüp mahkemeye teslim etmiş. Mahkeme gerekeni yapıp adamı bir daha köye dönemeyecek şekilde hapsetmiş. O çocuklar okumuş. Doktor, öğretmen mühendis , asker , polis ,avukat olmuşlar. Tarlalarını ekip köylülerine yardım etmişler.  Her zaman öğretmenlerini ziyaret edip annelerini korumuşlar.

M.İlkay M

Değerlendirme: 1 / 5.

Yorum bırakın