TAVŞANLA KEKLİK

TAVŞANLA KEKLİK
Bir zamanlar bir ülkede Tavşanla keklik bir tarlada komşu olmuşlar. Komşu komşu yaşarlarmış. Günlerden bir gün avcılar tarlaya gelmişler. Kendilerine av aralarken tavşanı görüp peşine düşmüşler. Bizim tavşan durur mu? Öyle bir kaçmış ki peşindeki tazılar bile bulamamışlar. Derken bizim tavşan can havli ile kaçarken öyle terlemiş ki kokusu her yeri sarmış. Bizim Tavşan kurtuldum diye sevinirken Bizim Karabaş kokunun tavşandan geldiğini anlayıp atlamış üstüne . Keklikte olanları izleyip gülmüş komşusuna ‘ Ne oldu komşum? Hani senden hızlısı yoktu? ‘ demiş. Gülme komşuna gelir başına demişler. Tavşanın işi bitince tazılar bu sefer kekliğin peşine düşmüşler. Bizim keklik uçar kurtulurum demiş. Başlamış kanat çırpmaya. Eh yerde yer de avcı var gökte yok mu? Bizim kekliği de bir Akdoğan avlamış.
Jean de La Fontaine.
