hayırlı kısmet türk masalları

                TÜRK MASALLARI           

    HAYIRLI KISMET

 Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde deve tellal iken pire berber iken ben çarşıda, babam beşikte iken bir ülkenin iki zengin adam ı varmış.

 Bu adamlardan biri ülkenin en büyük hanlarının, hamamlarının sahibiymiş. Diğeri ülkenin en büyük kumaş tüccarı imiş.

 Bu iki zengin adamdan birinin bir tek oğullu; diğerinin  bir tanecik kızı varmış. Birinin karısı anlayışlı , hanım hanımcık ; diğerinin ki oğluna da ,kocasına fazlaca düşkün biraz da kıskançmış. Gel gelelim bu zengin adam gün gelmiş tanışmışlar ve çok iyi arkadaş olmuşlar. Günleri beraber geçer olmuş.

 Günlerden bir gün bir gün hanı hamamı olan adam arkadaşının bir derdi olduğunu anlamış;

 Zengin adam: Arkadaşım senin bir derdin var gibi hayır olsun demiş.

 Diğeri de iç çekerek : Haklısın. Bir derdim var. Benim bir tek evladım var .Var olmasına da yaşı geldi ancak oğluma hayırlı bir kısmet bulup ta evlendiremedim .

 Tek kızı olan zengin adam da buna anlam veremeyip: Neden evlendiremiyorsun yoksa oğlun hiçbir kızı beğeniyor mu demiş.

 Oğlu olan zengin adam da tekrar iç çekerek: Yok oğlun değil karım bir türlü oğluma kız beğenmez. Bir gün güzelliği dillere destan bir kız söylerler bakmaya gider gelir :Güzel güzel ama benim oğluma layık değil der. Bir gün hamaratlığı dillere destan bir kız söylerler yeterince iş bilmez der. Bende bir şey diyemem , ne yapacağımı da bilemiyorum.

 Kızı olan zengin  adam: O zaman karına bu işi bırakmadan kendin hallet demiş . Karın gelecek gelini pek sevmeyecek gibi. Sana düşen karının da oğlunun da enin de sonunda beğeneceği bir kız bulmak demiş.

 İki arkadaş dertleştikten sonra evlerini yolunu tutmuş.

 Hanı hamamı olan adam evinin kapısını çalmış kapıda onu kızı karşılamış . Baba kız beraber yukarı kata çıktıklarında karısı da adamı bekliyormuş. Önce oturup sohbet etmişler. Kadın kocasının halini hatırını sormuş . Kocası da karısına bir derdi kederi olup olmadığını sormuş. Kızların da her ikisinin bu halini görüp çok mutlu oluyor yüzünden de gülücük eksik olmuyormuş. Adamda biricik kızını gözünün önünden ayırmıyor her akşam kızıyla uzun uzun sohbet ediyor .Onun o güzel yüzüne bakmalara doyamıyormuş.

 Bir tek oğlu olan zengin adam evine düşünceler içinde gelmiş. Karısı kocasını kapıda karşılamış. Güler yüzünü hiç eksik etmemiş. Kocasına günün nasıl geçtiğini sormuş sonrada hizmetçilere hemen bir kuş sütünün eksik olduğu mükellef bir sofra kurdurmuş ama kocası karısının yüzüne bile bakmıyor sadece evet ya da hayır diyormuş. Sofrada babasının dertli olduğunu gören oğlu da babasının hatırını sormuş babası cevap vermemiş. Adam yemekten hemen sonra odasına çekilince ana oğul yalnız kalmışlar.

 Kadın: Oğlum baban hastalanmışa benzer ne konuşur, ne güller. Ne de yemek yer .

 Oğlu da annesini gibi düşünmekteymiş : Anacım babamın bir derdi var görürüm ama belki işleri içindir .İşleri yoluna girince düzelir deyip annesini avutmuş. Adamcağızın o gece gözüne uyku girmemiş. Sabaha kadar oğluna nasıl bir kız alırsa hem karısını hem de oğlunu memnun edeceğini düşünmüş. Böylece düşüne düşüne uykusuz geceler geçirmeye başlamış. Bir gün ,iki gün üç gün derken karısı da oğlu da git gide daha endişelenirken adam bir çözüm bulabilmiş : Ben öyle bir gelin getirmeliyim ki evime hem oğluma can yoldaşı hem de karıma arkadaş olsun demiş. Sonrada her yere haber salmış.

 Bu sırada arkadaşı oğluna kız araya dursun; güzeller güzeli kızını dizinin dibinden ayırmayan arkadaşı da evinin neşesi solmasın ,kızı bir başka eve gelin gidince  gülen yüzü solmasın diye dua edermiş.

 Gel zaman git zaman. Adam ne kadar arasa da oğluna can yoldaşı karısına arkadaş olacak bir gelin bulamamış . Neden derseniz! Karısı yıllardır oğluna kız ararken çalınmadık kapı bırakmamışta ondan. Her haber saldığı kapıdan bizim size verilecek kızımız yok demişler . Adam iyi den iyiye karalar bağlamış . Geceleri uyumaz gündüzleri ise yemek yemez olmuş. Ne kimseye derdini açarmış nede kimseyle tek kelam edermiş. Karısı ise bu duruma çok üzülür her gün kocasının yüzünü güldürmek için bin bir çeşit yol dener.Yesin diye çeşit çeşit yemekler yaptırırmış . Ne yapsa da kocası ona derdini anlatmamış.

 Kadıncağız daha fazla dayanamayıp oğlunu çağırtırmış. Bunu  duyan oğlu telaş içinde işini gücünü bırakıp eve koşmuş.

 Oğlan nefes nefese annesinin bulunduğu odaya girmiş bakmış ki annesi pencere kenarında ki sedire oturmuş dertli dertli dışarıyı izlemekte. Koşmuş elini öpmüş başına koymuş: Anacım beni çağırtmışsın. Bende hemen koşup geldim ,yoksa hasta mısın?

 Kadın: Yok oğlum ben değil de baban hasta. Sende bilirsin günlerdir ne yemek yer ne içmek içer nede uyku uyuyup bir kelam eder.

Oğlu da ‘bilirim anacım demiş.’

 Kadın: öyle ise oğlum babanın derdini öğrenmek sana düşer . Babanın derdine bir çare bulamaz isek ben kahrımdan ölürüm.

 Oğulları hem annesi için hem de babası için dertlenmiş .

 Oğul: peki ana ben babamın derdini nasıl öğreneceğim deyince. Her şeyi önceden düşünene anası : oğlum baban evden çıkınca ne yapar nerelere gider öğren bakalım demiş.

 Onlar planlar yaparken gelelim biricik kızının derdinde olan zengin adama. Adam her akşam evine gelir kuş gibi süzülen kızının kurduğu o güzel sofraya oturup ay gibi güzel kızını yanına alırmış. Kızının güzelliğine , o güzel huyuna ,tatlı diline doyamaz bütün akşam kızıyla sohbet edermiş.

 Onların mutlu mesutken gel gelelim dertli babaya. Arayıp tarayıp oğluna uygun kız bulamayınca etrafa haber salmış. Güzel yüzlü, iyi huylu, tatlı bili bekar kızların olduğu evleri ona haber vermeleri için civar konakların uşaklarına haber salınmış.Aradığı kızı haber verene bir kese altın vadetmiş.

 Oğlu ise her gün babasını işten eve işten eve her yerde takip ede dursun bir türlü derdini öğrenemeyince ne yapacağını bilememiş. Bir gün babasını işte yanında Arap ağayla konuştuğunu görünce Arap ağayı takip edip adama üç altın verip babasının güzel huylu, iyi huylu , tatlı dili, bekar bir kız aradığını öğrenince ne yapacağını bilememiş. Babasının annesinin yerine kendine genç bir eş aradığını annesine söyleyemezmiş. Düşünüp taşınmış babasını bu fikirden vazgeçirmeye karar vermiş.

 Oğul bir çare araya dursun bir gün zengin adamın İşte eli ayağı olmuş ağası güle oynaya neşe içinde gelmesin mi?

 Ağa: Efendim aradığınız güzel kızı buldum . Küçük beyimizi artık gönül rahatlığıyla evlendire bilirsiniz demiş.

 Adam ise duyduğuna inanamayıp oturduğu yerden ayağa fırlayıp hemen ağanın yanına gelmiş.

  Adam: söyle bakalım ağa bu kız kimlerdendir. Nerededir demiş.

 Bu fırsatı bekleyen ağa alacağı altınların heyecanıyla ağzı kulaklarında başlamış anlatmaya;

 Ağa: Beyim kızın güzelliği dillere destanmış. Huyu suyu pek bir iyiymiş. İş güç yapmayı bilir pek bir hamaratmış .Bunları söyledikten sonra gerisini getirmeyip yüzündeki o gülümseme bırakıp elini uzatmış.

 Adamın altınını beklediğini anlasa da sorduğu sorunun cevabını alamadığı için huzursuzlanıp;

 Adam: söyle bakalım ağa bana söylemediğin nedir. Bu kız kimlerdendir.

 Ağa sıkılmış çekinmiş ama daha fazla adamdan saklayamayacağını anlayınca;

 Ağa: Beyim , kızın yaşı pek gençmiş. Bir de birde evinin bir kızı babasının kıymetlisi imiş . Babası kızını el evine vermem damat damat olmadıkça dermiş.

 Az önce içinde beliren umut bir anda uçup giden adam kızı bulsa da şimdi karşısına engel olarak çıkan oğluymuş.

  Oğlu ise babasıyla konuşmak için gelirken babası ile ağanın konuştuğunu görüp bir kenara saklanıp dinlemeye koyulmuş. Duyduklarına inanamayan oğlan yerinde duramazken bir de babası: ‘Kızın genç olması iyi de şimdi bu babası niye öyle demiş. Neyse bir hal yolu bulur kızı alırız.’ Der demez oğlu daha fazla dayanamayıp saklandığı yerden çıkıp dalmış odaya.

 Daha babasının konuşmasına fırsat vermeden;

 Oğul: Babacım kusura bakmayın izin almadan geldim .Babacım kulağıma bir şeyler geldi, birde size soruyum dedim .

 Oğlunu odaya dalmasıyla ağayla konuştuklarını dinlediğini anlayan adam oğlunun yaptığına pek şaşırmış. Arap ağaya dönüp altınını atıp çıkmasını söylemiş ve gidip  sedire oturup oğluna da oturmasını işaret etmiş. Üzgün ve kızgın olan oğlu ise babasına duyduğu sevgiden bir kenara oturmuş.

 Adam: Oğlum söyle bakalım kulağına gelen nedir evladım  ?

 Oğlan babasının karşısında el pençe divan duruyor ama tek kelime edemiyormuş. Oğlu bir türlü konuşamayınca;

 Adam: Oğlum derdin ne ise söyle. Söylemez isen derdine derman bulamazsın demiş.

 Bu sözleri duyan oğlu yakaladığı fırsatı kaçırmayıp;

 Oğlan: Babacım bende sizin bir derdiniz mi var .Bir kederiniz ,bir sıkıntınız mı var diye merak ederim. Günlerdir ne yemek yer, nede uyku uyursunuz.Buna bende annemde çok üzülürüz. Müsaade ederseniz derdinize derman olmak isteriz.

 Adamda oğlunun sözlerinden memnun kalmış  kalmasına da hemen aklına bir oyun gelmiş. Bilirmiş ki bu kızı karısı gene beyenmeyecek.Oğluda annesi istemeyince istemeyecek bu iş böyle uzayıp gidecek . O zaman bu derdini oğluna açıp onun fikrini almaya oğlunun cevabı beklediği gibi olur ise onun ile beraber karısını ikna etmeye karar vermiş.

  Oğul bir derdim olduğu doğrudur. Bir eş ararım. Ararım aramasında bir türlü bulamam derken bu gün ağa bir haber getirdi getirmesine de bununda bir oluru yok gibi.

  Babasının sözleriyle az önce duyduklarının gerçek olduğunu zanneden oğlanın başından aşağı kaynar sular dökülmüş ne diyeceğini bilemez olmuş. Oğlu cevap vermeyen adam daha fazla dayanamayıp;

  Adam: Bu eş senin içindir. Yıllardır annen sana kız arar ama bir türlü bulamaz . Kadıncağız pek yoruldu. Eh senin de yaşın geldi. Bende artık torun sevmek isterim. Sen de artık bir aile olsun istemez misin?

  Oğlan babasının sözleriyle öyle mutlu olmuş öyle mutlu olmuş ki yerinde duramaz olmuş ama utancından da kıp kırmızı olu vermiş. Hemen koşup babasının elini öpmüş . Babası da yanında yer göstermiş.

 Oğlan babasının yüzüne bakmadan : Babacım ağa ile konuşmanızı duydum duymasına ama yanlış anladım. Kusuruma bakmayın demiş. Babacım bende evlenip bir yuvam olsun isterim sizin de söylediğiniz gibi annem bir türlü bana kız beğenemez. Şey uygun kız bulamaz. Babacım sizin de uygun bulduğunuz bir kızla evlenip mutlu olmak isterim deyince adam derin bir nefes almış.

 Adam: Oğlum, bu sözlerinle beni çok mutlu etin. Annen konusunda haklısın sana pek düşüğün olduğu için hiçbir kızı beğenmez. Ah keşke böyle yapmasa . Ağa bana bir kız söyledi ki kızla seni bir an önce evlendirmek isterim ama.

 Babasını sözünü yarım bırakıp üzüldüğünü gören oğlan : Babacım siz beğendiniz ise bende beğendim. Annem gelince; annem sizin üzülmenize dayanamaz .Eğer siz isterseniz. Annemde kızı gelini olarak kabul edecektir .

  Oğlunun söylediği şey adamında tam yapmak istediği şeymiş. Karısını ve oğlunu ikna edeceğini anlayan adam işin bu kısmını haletse de kızın babasının kızına çok düşkün olduğunu dildiği için karısının çıkaracağı en ufak sorunda neler olacağını düşününce tekrar kederlenmiş. Oğlu sorsa da derdini söylememiş. Oğluna da annesine bir şey söylememesini sıkı sıkı tembihlemiş. Akşam baba oğul beraber eve gelmişler. Adam gene yemek yememiş erkenden odasına çekilmiş. Kadın hemen oğlunun yanına gidip babanın derdini öğrene bildin mi diye sorunca oğlan da öğrenemedim demiş demesine de annesini inandıramamış. Kadın biraz ısrar etmiş ama oğlundan bir şey öğrenemeyince ısrar etmesinin doğru olmadığını anlayıp susmuş. Adam yatakta bütün gece dört dönüp düşüne durmaktan bir türlü uyuyamamış.

 Sabah erkenden hanına gidip  Arap ağayı çağırtmış ‘ git öğren bakalım bu kızın babası kimdir kimlerdendir’ demiş.

 Arap ağa bir süre sonra gülen yüzle gelmez mi! Adam bu Arap neden gülüp duruyor demeye kalmadan ağa söze girmiş: Beyim size sözünü etiğim kızın babası ülkemizin en zengin kumaş tüccarı ve de sizin arkadaşınız imiş demez mi! Ağa bahşiş bekleye dursun adam tutuşmuş. Arkadaşının kızına ne kadar düşkün olduğunu onu gelin edeceği evde bir gün bile kızı üzülür ağlar ise onlara dünyayı dar ederim dediği kulaklarında çınlarken babasının peşinden çıkıp gelen oğlu da Arap ağayı bekliyormuş. Arap ağa içeri girip çıkmayınca meraklanıp babasının odasına oda girmiş. Babasından öylece sedire oturunca bahşiş bekleyen ağa ya iki altın verip salmış.

 Oğul: Babacım ağadan beklediğiniz haberi alamadınız mı? Demiş demesine de babasından uzun süre ses çıkmamış. Sonrada oğluna hiçbir şey demeden çıkıp gitmiş. Arkadaşının yanına varmış. Arkadaşı da onu görünce pek sevinmiş hemen baş köşeye buyur etmiş. Biraz sohbet etmişler sonunda adam dayanamayıp sormuş: Sen ne yaptın? Senin oğlana hayırlı bir kısmet bulabildin mi?

 Adam: Günlerce aradım sordum soruşturdum sonunda bir kız buldum bulmasına da benim oğlum o kıza layık mı bilmem. Kız pek bir güzel , pek bir iyi huyluymuş. Bir evin bir kızı ,kıymetlisiymiş.

 Arkadaşı: Canım öyle söyleme ben bilirim senin oğlunda pek bir iyidir. Terbiyesine kimse söz söylemez. İşinde becerikli babasının sözünden çıkmayan er kişidir. Senin oğluna kız verilmeyecekte kime verilecek deyince adam hemen lafa girmiş.

 Adam: O zaman senin kızı benim oğlana isterim.

 Adam arkadaşının  sözlerine pek bir şaşırmış. Arkadaşına da ne diyeceğini bilememiş ama veremem de diyememiş .

 Arkadaşı: Seni severim. Oğlunu da bilirim. Hanımını da senin söylediğinden bilirim. Benim kızım bir tanedir. Ben kızımı üzecek adama kız vermem.

 Adam: Benim oğlum senin kızını üzmez baş üstünde tutup kıymetini bilir.

 Arkadaşı: senin sözüne güvenirim. Benim kızımı gelin vereceğim evde kızımı koruyup kollayacak , kendi kızı bilecek . kendi evladından üstün bilip beni aratmayacak bir baba isterim demiş.

 Adam: Senin evladın benim kızımdır. İster gelinim olsun isterse olmasın. Benim oğlumdan önce gelir . Ben senin kızına gözüm gibi bakarım.

 Arkadaşı: Benim kızım annesinin kıymetlisidir. Annesi ile güler annesiyle ağlar. Onunla sohbet eder ,arkadaşlık eder. Annesi kızını kimselere vermez demiş.

 Adam: Benim hanımın kıymetlisi oğludur. Oğlunun kıymetlisi de onun kıymetlisi olur. Kızın benim kızım ise hanımında kızıdır. Anne ile kız arasına girilmez. Amma onlar ana kız ise anlaşmanın bir yolunu bulur gül gibi geçinirler. Bende her daim yanlarında olur onları korur kollarım.

 Arkadaşı: Peki o zaman önce bir oğlunu görelim. Kızım kıymetini bilecek bir delikanlı ise o zaman görüşelim.

 Adam hemen dükkanına gitmiş. Oğlunu kenara çekip olanı biteni bir bir anlattıktan sonra :Bak oğul arkadaşımın kızı benim öz kızımdır. Senden önce gelir . Kızımı üzmeyeceksin. Ne yemek yaparsa bal kaymak bileceksin. Ne söyler ise yerine getireceksin. Yüzünden gülüşünü kalbinden eşine sevgini ,saygını eksiltmeyip karının gönlünü her daim hoş tutacaksın. Bundan sonra bizden önce eşin gelecek. Annenden önce karına gideceksin.Onun halini hatırını sorup her zaman sohbet edeceksin. Şimdi bunları yapabilecek isen kızımın babasının elini öp te gel.

 Oğlan gelip babasının elini öpmüş: Babacım kızınızı koruyup kollayacağıma ,sevip sayacağıma söz veririm deyip gitmiş.

 Kayın pederinin yanına varınca utana sıkıla önce elini öpmüş sonra o izin verene kadar el pençe divan urup beklemiş. Böylece saatler geçip dursa da adam delikanlıya ne bir kelime söylemiş nede oturmasına müsaade etmiş. Bir de bakmış akşam olmuş. Oğlana dönüp: Benimle gel evladım demiş. Beraber dışarı çıkmışlar ayın ışığının altına gelince : Bak evladım, benim kızım Ay a benzer sen onun ışığını soldurma. Bana gösterdiğin sabır ile saygı gibi kızıma da saygı ve sabır göster. Babana selamımı söyle demiş ve gitmiş.

 Oğlan çekine sıkıla babasının handa ki odasına girmiş birde bakmış babası onu beklemekte. Hemen olanı biteni anlatmış.

 Adam: Peki bu iş tamam olmasına tamam da şimdi bizim hanı mı ikna etmek kaldı. Şimdi beni iyi dinle oğlum: bu gece ben odama gidince benim derdimin torun sevmek olduğunu söyle . Anan senin için kızı bakacağını söyleyince de benim arkadaşımın kızını sana almak istediğimi ama arkadaşımın biricik kızını sadece ona ana olacak , baba olacak bir eve gelin vereceğini işte bu sebepten benim dertlendiği mi anlat bakalım annen ne diyecek.

Oğlan babasının söylediklerini iyice dinleyip babasının dediği gibi yapmış. Babası erkenden odasına çekilince dert ten kederden yemeden içmeden kesilen kocasının derdine dermen olmak isteyen kadın oğluna gelip ‘babanın derdini öğrene bildin mi ‘deyince oğlan babasını söylediği gibi anlatı verimiş.Kadın hemen koşa koşa kocasının yanına gidip pencere kenarında oturan kocasının yanına oturmuş.

 Kadın: beyim, Duydum ki oğlumuzu evlendirmek istermişsin hatta oğlumuza bir kızda bulmuşsun ama kızın babası kızıma anne ,baba olacak bir eve gelin veririm dermiş. Bey gidelim kızı isteyelim. Ben kıza ana sende baba olursun demiş demesine de adam  hemen ikna olmamış.

  Adam: Hanım sana derdimi kim söyledi ise doğru söylemiş ama eksik söylemiş. Bu kızımız ailesinin kıymetlisidir. Babası da kızını vereceği ailede kendi evlatlarından kızını evin en kıymetlisi olarak bilinip sevilmesini ister. Gelin kızımızın babası derki kızım kızınız olacak kendi oğlunuzdan önce benim kızım gelir ise o zaman kızımı veririm . Bende bunu göze alamam nede olsa oğlumuz bizim kıymetlimiz. Ama tabii oğlumuzun karısı da bizim kıymetlimiz olacak hele ki birde torunlarımızın anası olunca en kıymetlimiz olmaz mı? Sana kız evlat bana kız evlat olmaz mı?

 Kadın kocasının söylediklerine hak vermiş: Bey ,sen merak etme ben yarından tezi yok gider kızı anasından isterim . Gerekirse dil döker derdimizi anlatırım. Gelin kızımız artık bizim evladımızdır.

  Kadın sabahı dar etmiş . Sabah kalkmış giyinmiş kuşanmış kocasını oğlunu işe yolcu edip hemen yola düşmüş. Kızın evine hemen buyur edilmiş. Aman kadına bir saygı bir hürmet bir ikram edilmiş ki kadının ağzı açık kalmış. Biraz sonra evin kızı çıka gelmiş.Bu kız kocasının duyup anlatığı gelin almak istediği kadar varmış. Kız ayın on dördü gibi güzel , hanım mı hanım ,güler yüzlü cana yakın bir kızmış. Hemen kıza kanı kaynamış. Lafı daha fazla uzatmadan kızı istemiş. Annesi de babasına soralım demiş. Kadın bin bir çeşit dil döküp kadını kızını kızı bileceğine ikna edip kızın gelini olacağına emin olup eve gelmiş. Hemen de hazırlıklara koyulmuş.

 İki gün sonra haber gelmiş ve düğün hazırlıkları başlamış. Günler günleri kovalamış. Düğün kurulmuş üç gün üç gece dillere destan bir  düğün yapılmış . Son gün gelin kız evinden alınıp çeyiziyle yeni evine getirilirken herkesin ağzı açık kalmış. Katırlar dolusu çeyiz eve taşınmış. Hizmetçi kızlar bir elden hemen kızın odasını kurmuş. Kızın kendi elleri ile işlediği ipek örtüler serilip, pencerelere ipek tüller geçirilmiş. Yerler birbirinden kıymetli halılar sarılıp, sedirlere atlas örtüler sarılmış. Kızın sandık sandık kıyafeti takısı güzel güzel kokularını koyacak yer bulamamışlar. Bir o kadarda kap kacak da mutfağa yerleştirilmiş. Kadın mutfağa bir girmiş ki her yer ışıl ışıl yeni kap kacak parıl parıl parlıyor. Neyse düğün bitmiş.

  Yeni evine alışmaya çalışan gelin kızına kadın üç gün hiç iş gördürmemiş. Kız pek bir tatlı dili, güler yüzlüymüş. Yeni annesini de , babasını da pek sevmiş . Onların gönlünü hoş etmek için pervane oluyormuş. Onun bu halini çok beğenen kadında kızı pek bir sevmiş. Günler geçtikçe bir bakmış ki oğlu karısını pek sevmekte. Akşam olunca evine gelen kocası onunla değil de gelin kızla konuşmakta. Uşaklar , hizmetçiler onun etrafında pervane. Gelin kızda onun etrafında pervan ama ne kıymeti var .Kocası ve oğlu artık onu değil gelin kızı sevmekte. Bu tatlı dili güler yüzlü kızı kıskanan kadın ne yapacağını düşünmeye başlamış.

 Masal buya kadın kıskançlık hastalığına yakalana dursun biz masalımıza devam edelim.

 Sabah olup oğlu ve kocası gidince herkese izin verip gelinini çağırmış. Kızım bugün herkese izin verdim Akşam yemeğini sen hazırlar mısın demiş.

 Kız gülen yüzüyle: Tabii annecim siz hiç merak etmeyin deyip mutfağa girmiş. Akşam olunca mutfaktan çıkmış saçını başını düzeltip . Kocası ile babasını karşılamış. Sonrada hemen sofrayı kurmuş Kadın gelinin ne yaptığını merak içinde beklerken gelin kız tek başına öyle bir sofra kurmuş ki sofrada kuş sütü bile eksik değilmiş.

 Adam gelinini sofrayı tek başına hazırladığını görünce dayanamamış ama sabırla beklemiş. Hep beraber birbirinden lezzetli yemekleri yemişler toplama zamanı gelince de gelini ayağa kalkınca ;

 Adam: Hanım bu yemekler bizim aşçının yemeklerine de ,senin yemeklerine de benzemez yemekleri kim yaptı? Yoksa benim güzel gelini mi yaptı?

 Kız utanmış.O utana sıkıla dursun ;kadın bu sözlere pek bozulsa da beli etmemiş.
 Kadın: Haklısın bey. Yemekleri benim güzel gelinim yaptı . Pek hamarat maşallah.

 Adam: Kızım ellerine sağlık. Ama bizim bir sürü uşağımız, hizmetçimiz var.Bari onlardan yardım alsaydın da onlar sofrayı kursaydı.

 Kızda babasının sözlerine pek sevinmiş: Babacım yemeklerimi beğenmeniz beni çok memnun etti. Bugün hizmetçilerimizin izin günüymüş. Bende kendim soframızı kuruyum dedim.

 Adam: Peki kızım ama pek yorulmuşa benzersin. derken oğlu hemen yerinden kalkıp.

 Oğlu: Babacım karım bizim için bu güzel sofrayı kurup yorulmuş, bende onunla sofrayı toplayıp yardım edeyim de biraz işi kolaylaşsın demiş. Karı koca kuş gibi kurulan sofrayı kuş gibi kaldırmışlar.

 Kadını istediğini başaramayınca ertesi gün yeni bir plan uydurmuş. Akşam yemeği hazırlanacağı sırada herkesi bir işe göndermiş. Sonrada gelin kızına : Kızım bizim hizmetçilerin kuşakların işi çıktı. Sen bir mutfağa girsen de akşama yemek hazırlasan demiş. Kız da annesine sözüyle hemen mutfağa girip yemek hazırlamaya koyulmuş. Birde bakmış ki mutfakta kap kacak yok.Bir eski tencere ile üç eski tahta kaşık ve üç eski tabaktan başka kap yok.Ne yapsın kara kara düşünmeye başlamış .Derken aklına bir fikir gelmiş. Hemen yemek yapmaya koyulmuş. Babası ve kocası gelince hizmetçiler sofrayı kurmuşlar. Sofrada üç eski tabak, üç eski ,kaşık birde tencere varmış.

 Adam gördüklerine kızıp heen uşağa çıkışmaya başlayınca .Gelin kız ağlamaya başlamış. O ağladıkça kadın mutlu oluyormuş. Adam ve oğlu gelin kız ağladıkça üzülmüşler.

 Adam : kızım sen neden üzülürsün . Ben uşağa kızarım böyle sofra mı olur. Sen üzülme demiş demesine de de gelin kızı susturamamış. Neden sonra gelin kız derdini anlatmış.

 Gelin kız: Babacım yemekleri ben yaptım. Annem herkesin işi var yemekleri sen yapar mısın deyince bende peki dedim mutfağa girdim. Birde baktım ne kap var.Ne kaçak bir bu tencere birde bu tabaklar var deyip tencereyi açmış. Birde ne görsünler . Üstünde toprak kapta çorba altında mis gibi pilav onun üstünde nar gibi pişmiş tavuk.

 Adam : Kızım sen bunları sadece bunlarla mı hazırladın demiş.

 Gelin kız ağlaya ağlaya evet deyince.

 Adam: kızım ellerin dert görmesin.Senin hamaratlığında  senin becerikliliğinde ne aşçı gördüm nede başka bir kadın. Afferim sana .Ellerin dert görmesin. Hadi gel yemeğimizi yiyelim demiş. Yemekleri yemişler hepsi de birbirinden güzelmiş. Babası ve kocasının takdirini kazana gelin kız pek mutlu olmuş.

  O gece gelini ve oğlu el elle odalarına çekilirken adamda karısının elini tutup onunla sohbete koyulmuş. Kadın kocasının ilgisine çok sevinirken oğlunun karısıyla gitmesine içerlemiş.

 Sabah olunca kocası ve oğlu evden gidince gelin kızı gelip annesinin yanına oturmuş annesinin halini hatırını sormuş. İki kadın güzel güzel sohbet etseler de gelinin ilgisinden ,sevgisinden ve saygısından memnun olsa da huylu huyundan vazgeçer mi?

 Kadın gelinini annesine göndermiş yanına da evin bütün hizmetçilerini katmış. Kızını gören annesi çok sevinmiş hemen babasını da haber yollamış. Kızının geldiğini duyan babası hemen eve gelmiş .Kızını dizinin dibine oturtup sevmiş halini hatırını sormuş. Babası ve annesiyle hasret gideren kızları akşam olurken evine geri gelmiş.

  Gelinin karşılayan annesi: kızım hoş geldin annenle babanla hasret giderdin. Bende evimizi temizledim . Ah kızım yaşlanmışım iş güç beni çok yordu . Hizmetçileri de yanına alsan da beraber yemeği hazır etsen demiş.

 Annesinin iş yapıp yorulduğunu gören gelini hemen koşa koşa mutfağa girmiş. Yanında gelen iki hizmetçi kızında gelin kızda ne yapacağını şaşırmış. Mutfakta ne bir tabak ne bir tencere varmış. Hemen kilere  bakmışlar ki ;kilerde ne un var ,ne bulgur nede yemek yapacak bir sebze  gelin kız ne yapacağını bilemeyip yere oturup ağlamaya başlamış. Hizmetçi kızlarda onu nasıl sakinleştireceklerini bilememişler.

  Kız ağlamaktan perişan haldeyken içeri Arap ağa peşinde uşaklar aşçılar çuvallarla gelmiş. Geline kıza selam verip beyin gönderdiği şeyleri teslim edip gitmiş. Mutfağa dağılan adamlar hep bir elden işe girişmişler.Kısa sürede onlarca yemek yapıp sofrayı hazır etmiş.

 Onlar mutfakta uğraşa dursunlar kadının kocası ile oğlu gelmişler. Her ikisi de gelin kızı sorunca Kadında : Gelin kızım size kendi elleriyle yemek yapmak istedi.Bende peki dedim. ama annesine, babasına gidip hasret giderince ; yemekler biraz geç kaldı. Şimdi ben hazır eder getiririm demiş demesine de. Daha kadın odadan çıkmadan gelinleri hemen hizmetçileriyle mükellef bir sofra kurmuş. Sofranı da sayılamayacak kadar yemek varmış. Sofranın tabakları , kaşıkları, bardakları bile altındanmış.

 Kadın gördüklerine şaşırınca : Kızım bunlar nereden çıktı? Ben mutfakta ki her şeyi saklamıştım .Sen nereden buldun da bunları yaptın? Altından tabakların vardı da bizden mi sakladın demez mi?

 Bütün ailesi duyduklarıyla çok üzülmüşler.

 Adam: Hanım bunu neden yaptın. Tatlı aşımıza ,güzel sohbetimize acı niye katın demiş.

Gelin Kız: Annecim ben sizin kızınız değil miydim. Sizi sevip saymadım mı? Sana saygıda sevgide bir kusurum mu oldu .

 Oğlu: Anacım karıma bu sıkıntıları neden reva gördün. Benim kıymetlim senin de kıymetlinde değil miydi .

 Bütün ailesi yaptıklarından dolayı kadına darılmış kadınla konuşmaz olmuşlar.

 Bütün ailesi kadına gücenirken gel gelelim Arap ağanın sırına. Kızına yeni evinde mutlu olup olmadığını sorunca kızda çok mutluyum babacım. Yeni ailemle çok mutluyum ufak tefek sorunlar olsa da çok şükür her şey yolunda demiş. Babası meraklanıp kızına olanı biteni anlattırmış. Durumu anlayan adam arkadaşına gidip onunla bir plan yapmış. Arap ağa ile kayın pederinin aldığı kızına altından yemek takımı , yemek yapması için çeşit çeşit sebzeler , meyveler, etler ve  kendi evinin en iyi aşçılarını yollamış.

 O gece den sonra gelin kıza iki babası bir başka ev kurmuş. Onlar yeni evinde mutlu mesut yaşarken. Kadın kıskançlığının cezasını kocasıyla yalnız kalarak çekmiş.

  Onlar ermişler muradına biz çıkalım tavan arasına.

Mavi ilkay.

Değerlendirme: 1 / 5.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s