ALİ BABA VE KIRK HARAMİLER 1

Ali Baba ve Kırk Haramiler

ALİ BABA VE KIRK HARAMILER

 Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde evler köşk köşkler ev iken evler uzayda köşkler ayda iken  memleketin birinde  Ali Baba ve Kasım adında iki kardeş varmış.İki kardeşin ailesi çok yoksulmuş. Yıllar geçmiş iki kardeş büyümüşler kardeşlerden uyanık olan Kasım zengin aile kızıyla evlenmiş. Ali baba ise kendi kadar iyi kalpli ve fakir bir kızla evlenmiş.
  Gel zaman, git zaman… Ali Babanın, üç eşeği olmuş. Ali Baba onları önüne katar, ormanda odun toplarmış. Sonra bir köşeye yığıp denklediği odunları eşeklerine yükler, şehre getirip  satarmış. Odun parasıyla kıt kanaat geçinip giderlermiş.
Yine böyle odun topladığı bir gün sonunda, uzaktan yanına doğru birçok atlının geldiğini görmüş.
– “Dağ başındaki fakirin eşkıyadan başka arayıp soranı mı olur, hiç? Hemen bir tarafa gizlenmeliyim.” deyip, eşeklerini salmış, bir ağacın üstüne çıkıp, saklanmış.
Atlılar, tam da onun gizlendiği ağacın altında durmuşlar. Ali Baba  adamları saymış. Bakmış adamlar Kırk kişilermiş. Eşkıya bellediği bu adamlar, hırsızmış. Ali Baba korkmuş,  ağacın dalına yapıştıkça yapışmış, hiç kıpırdanmamış nefes bile almamış.

Gelenler, atlarının eyerindeki torbalarını sırtlanmışlar, liderlerinin peşinden yürümüşler. Torbaları ağır olduğundan,  zor taşıyorlarmış.
Bu hırsızların başı, karşıdaki koca kayanın yanına gidince, hiç beklemeyip, seslenmiş:
– “Açıl susam, açıl!” demiş.
O da ne? Koca kaya ortasından yarılıp ikiye ayrılmasın mı? Hırsızlar sırtlarındaki torbalarıyla birlikte birer ikişer bu kapıdan içeri girmişler. Son hırsız başı da  içeri girince, kaya kendi kendine kapanıvermiş.
Ali Baba’nın eli ayağına dolaşmış, hemen ağaçtan inip kaçmayı, eşeklerinin yanına hırsızların atlarından birkaç tanesini katmayı düşündüyse de, bundan vazgeçmiş. Çünkü atlarını orada bırakanlar, nerdeyse dönüp gelebilirlermiş. Ali Baba, olduğu yerde kalmış. Az sonra adamlar, kayanın önünde görünmüşler. En arkadan liderleri geliyormuş. Herkes mağaradan çıkınca adam: “Kapan susam, kapan!” demiş.
   Koca kaya ağırlığına aldırış etmeden  hemen kapanıvermiş. Hiç beklememişler, ağacın altında bıraktıkları atlarına binen kırk atlı hemen  çekip gitmişler.
Ali Baba, artık orada durur mu? Hemen ağaçtan inmiş. Kayanın arkasında ne olduğunu merak etiğinden hemen koca kayanın başına gitmiş. Aklında tuttuğu sözlerden liderin kayayı açmak için kullandığını  söylemiş.
– “Açıl susam, açıl!”
Aman Allah’ım, koca kayanın kapısı birdenbire açılmaz mı? Ali Baba, büyük , aydınlık ve geniş olan girişi görünce neredeyse şaşkınlığından küçük dilini yutacakmış. Hemen içeri girmiş. Burası dev bir mağaraymış. İçeride, yığın yığın altınlar, gümüşler, elmaslar, ipekli kumaşlar, içi para dolu sandıklar sırasına göre dizilmişler. Ali Baba, sağına soluna bakmış, köşede gördüğü çuvalların üç tanesini altınla doldurup, yıldırım hızıyla dışarı çıkmış. Odunlarını unutmuş, dolu çuvalları eşeklerine yükleyerek şehrin yolunu tutmuş. Evine gelince indirdiği çuvalları karısının odasına taşımış.
Karısı, gözlerine inanamamış, Ali Baba’nın hırsızlık yaptığını sanmış. Ali Baba, neler olduğunu karısına anlatınca karısı çok sevinmiş. Kocasıyla  çuvalları tek tek boşaltmaya başlamışlar. Karısının aç gözlülük damarı kabarmış, bütün altınları saymak istemiş.

Ali Baba;
– “Hayır!” demiş. “Bir çukur kazarak gömelim!”
Ne mümkün? Karısı altınlarının sayısını bilmek istiyormuş.
Kocasına:
– “İstersen dışarı çık, çukur kaz. Ben de varıp gideyim, komşudan bir ölçek alayım. Aşağı yukarı ne kadar paramız var, hiç olmazsa bunu öğreniriz, olmaz mı?” demiş.
Ali Baba, onu uyarmış: “Karıcığım, orada burada sakın ağzını ağzından kaçırma! Bunu  ikimizden başka hiç kimse bilmemeli.” demiş.
Karısı: “ Kimse bilmeyecek!” deyip, kocasını inandırmış, Kaynı Kasım’ın evine gitmiş.
Avluda gördüğü eltisinden bir ölçek istemiş.
Kasım’ın karısı sormuş: “Ölçek mi? Hangisini istiyorsun? Büyüğünü mü, küçüğünü mü?”demiş.
Kadın:  “Küçüğü benim işimi görür.” Demiş.
Kasım’ın karısı kaynının  fakir olduğunu biliyormuş. Eltisinin ne ölçeceğini merak ederek ölçeğin altına bir kat koyu bal sürmüş.
Ali Baba’nın karısı evine dönünce altınları ölçmeye başlamış. Ali baba ise , onun ölçüp bir kenara ayırdıklarını götürüp kazdığı çukura gömmüş.
Ali babanın  karısı halinden memnun aldığı ölçeği, bekletmemiş, hemen geri vermiş. Ama eltisinin uyanıklık yapacağını düşünmediği için ölçeğin altına üstüne bakmamış. Kasım’ın karısı ölçeğin dibine yapışıp kalan nal gibi altını görünce şaşıp, kalmış.
– “Ali Baba’nın bu kadar çok altını var, ha!.. Nereden almış ki?..” diye düşünmeye başlamış. Düşündükçe nerdeyse aklını kaçıracakmış.
Akşam olmuş. Kocası Kasım’ı büyük bir heyecanla kapıda karşılamış ve hemen adamcağıza çıkışmış.
– “Senin zenginliğine şaşayım. Zenginlikte, Ali Baba aranızda yarışsanız sana sıfır çektirir. Biliyor musun, sen altınlarını ocak başına oturup tane tane sayarken, Kardeşin Ali baba ölçekle altınlarını sayıyor .”demiş.
Kasım, karısının sözlerine şaşırıp  öylece kala kalmış. Biraz düşündükten sonra gülmeye başlamış;

 Kasım: ‘ Hanım sen ne diyorsun benim kardeşim! Ali baba o saf şaşkın Ali baba altını nereden bulacak ! ‘demiş. O zaman karısı, olup biteni ona da anlatmış. Aç gözlülükte karısından aşağı hiç de kalmayan Kasım, Ali Baba’yı kıskanmış. öyle ki kıskançlıktan bütün gece gözüne uyku girmemiş. Sabah olur olmaz erkenden kalkıp kardeşi Ali Baba’nın evine gitmiş. Suratı bir karış ;

 Kasım:  “Ali Baba!”, demiş, “Hani sen fakirdin? Küp küp altınlarını neden bizden sakladın?”
 Bizim gariban  Ali baba kardeşinin aç gözlü olduğunu bildiği için kardeşine açık vermemeye çalışmış :’  “Demek öyle ha? Neredeymiş bu altınlar” demiş .

 Kasım daha  sinirlenerek: “Şimdi anlamamazlıktan geliyorsun değil mi? Verdiğimiz ölçeğin dibine yapışan nal gibi altınlardan daha kaç tane var?”
 Gariban Ali babanın aklı bu kadara yetmiş Kasımdan kurtulamayacağını anlayınca olanı biteni anlatıp, toprağa gömdükleri altınlarının yarısını ona vermiş, başka kimselere söylememesini sıkı sıkı tembih etmiş.
Kasım altını bulmuş durur mu!’ aç gözlü adamın gözü doymaz’;  Kasım: ‘ “Bu hazinenin yerini ben de görmeliyim. Götürüp göstermezsen, seni mahkemeye veririm.”diyip kardeşini kandırmış. Ali baba da bir kötülük düşünmediği için Ali Baba;
– Ali Baba: “Yarın  yola çıkarız. Seni oraya götüreceğim.” demiş, kardeşini evine uğurlamış.

Ali Baba ve Kırk Haramiler uzun bir masal olduğu için bölüm bölüm yayınlayacağım. Anlayışınız için teşekkürler.

Değerlendirme: 1 / 5.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s