BİR ADAM

BİR ADAM

Zamanında bir adam yaşarmış.

 Adam bir küçük gece kondu da yaşar . Her gün sokaklarda  mendil satarak ekmeğini kazanırmış. Her gün ki gibi küçük bir poşete koyduğu mendilleri alıp sokak sokak gezerken lüks bir lokantadan çıkan yaşlı bir adam adamı görüp yakınına gelmiş. Dikkatli dikkatli adama bakmış sonra yanına gelip adamın sırtına vurup gülmeye başlamış. Öylesine gülüyormuş ki sokak inlemiş.

Zengin adam ‘ Ah be sen buralarda ! Gözlerime inanamıyorum. Senin gibi büyük bir iş adamının her şeyi bırakıp gittiğini söylediklerinde inanmıştım. Doğruymuş. Sen bu hallere düşecek adam mıydın? Hadi şu mendillerin hepsini ver de bu gün karnın doysun ‘ demiş. Adama bir tomar para uzatıp gülmeye devam etmiş.

 Adam zengin adamın suratına bile bakmadan uzaklaşıp gitmiş. Adam yanında boyu boyunun iki katı olan genç kızlarla kala kalmış. Adam ise yürüyüp ara sokakta kaybolmuş. Bu durumu gören lokanta sahibi bu duruma çok üzülmüş. İç çekerek yanındaki garson ile lokantaya geri dönmüş.

 Bu olay çalışanlar arasında tüm gün boyunca konuşulmuş. Akşam olmuş lokanta kapatılırken patronlarına düşkün mendil satarak yaşayan  adama neden o kadar üzüldüğünü sormuşlar. Patronları ‘ Bence düşkün olan o değil diğeri ‘ demiş . Mendil satan adamın hikayesini anlatmış. Çalışanlar duyduklarına inanmışlar. Adam bir zamanlar bir iş adamı iken her şeyini bırakıp gitmiş. Kendine bir eş bulup küçük bir aile kuran adam karısı ve çocukları ile çok mutlu bir hayat sürmekteymiş. Oysa o zengin iş adamı ise her gün bir yerlerde savrularak yapa yalnız bir hayat yaşamaktaymış.

Mendil satan adam akşam evine bütün mendillerini satmış mutlu dönmüş onu karısı ve çocukları karşılamışlar.

İlkay.

Değerlendirme: 1 / 5.

Yorum bırakın