ÜÇ OĞUL VE KARA PRENS
Zamanın birinde Meriç diye bir ülke vardı. Bu ülke eşsiz güzelikteydi. Bu eşsiz güzelikte ki ülkenin Büyük Kralı bir gün bir rüya görür ve asla unutmaması gereken bir kehaneti tekrar hatırlar.Zaman ve Acıları kehaneti ona unuturduğu için kendine kızarak yola çıkar. Telaşla kalkıp en eski dostu kadim danışmanı Kahine gider. …. Büyük Kral saray şehrine geldiğinde halkın arasına karışıp krallarının memnun olup olmadığını ülkesinin durumunu öğrenmek ister…. Halkı kralarından ve hayatlarından memnundurlar ama prensleri için aynı memnuniyeti gösteremezler…. Büyük kral saraya dönmüştür. Herkes bir telşa içine düşmüştü. Ama kral bilmektedirki Büyük Kral öylesine geri dönmeyecektir. Büyük Kral ülkesini yaklaşan tehlikeye hazırlamaya çalışırken önce prenslerini toparlamalıdır. O büyük bir çaba içindeyken karanlık büyüyerek ilerlerken kimse yaklaşan tehlikeyi göremez. Tehlike an ve an Meriçin kardeş ülkelerinin kapısını çalmaktadır. Üç prens anlayamadıkları bir durumu öğrenmek için yola çıkmışlardır. Büyük Kral ise kardeş karalıkları ve Meriçi nasıl koruyacağını düşünmektedir. … Günler süren yoldan yorgun prensler dinlenirken küçük prens bir karanlık ve içinde büyüyen tehlikeyi hiseder üstüne üstüne gitmeye başlar . Karanlığın içindeki sesler dehşet verici olsada vazgeçmez tam içine dalacak ve tehlikeyle burun buruna kalacakken kahinin yardımcıları prensi tehlikenin içinden çeker alırlar. Küçük prens ve prensler bu tehlikeyle yüzleyşeme henüz hazır değillerdir. Ancak bir gerçek vardır ki ‘ Ne yaparsan yap olacak olandan kaçamazsın .’Kardeş krallık karanlıkla yüzleşmektedir. Prens kardeşlerini uyarır ve üç kardeş beraber Meriçe dönerler. Ancak Kahinin yardımcılarını karanlığı durdurmaya gücü yetmeyecekti. Kral beklediği haberi aldığında planını yapmıştı. Prensler ve Meriç büyük bir savaşa girmek üzerdir.Gerçek şu duru ki ‘ Her Sabahın bir gecesi vardır. Her gecenin bir sabahı olduğu gibi ‘. Meriçin kaderi ne olacaktı?
ÜÇ OĞUL VE KARA PRENS Kitabımdan küçük bir paylaşım.