TAMİRCİ _ REPARADOR

 TAMİRCİ

 Günler geçiyordu. Genç adam ve kızlar hallerinden çok memnunlardı. Her sabah neşeyle eve dönüyorlardı. Bazen teyze bazen kızın annesi onlara kahvaltı hazırlıyordu. Artık izin günlerini hep beraber geçirmeye başlamışlardı. Her hafta bir evde toplanıyorlardı. Gençler yemekten sonra erkenden kaçıp eğlenmeye gidiyorlardı. Bu sırada kızın arkadaşı bir sevgili bile bulmuştu. Dibinden ayrılmayan bir tercümanla çıkıyordu. İkisi çok mutlulardı. Genç adam ve kız ise yan yana oturuyor. Konuşuyor tebesüm ediyor güzel şeylerden bahsediyorlardı. En sevdikleri şey göl kenarı gezintisiydi . Ağaç altıda oturup manzarayı izlemek ayrı bir güzel olmaya başlamıştı. Genç adam her an yanı başındaydı. Düşecek olsa tutuyor. Üşüse sarıyor. Konuşunca dinliyordu. Kız onun işine merak sarmıştı. Oda teknik şeyleri anlatıyordu. Kızın bunlardan sıkılması gerekirken o büyük bir merakla dinliyordu.  Artık birbirlerini tanımaya başlamışlardı. Birbirlerinin kim olduğunu öğrenmekte epey yol kat etmişlerdi ki genç annesini teyzeyle beraber arayıp durumu haber verince ilk fırsatta gelen aile gelinlerini çok merak ediyorlardı. Genç adam ise pişman olmuştu. Hislerini kıza söyleyemeden bir şok yaşayacaktı. O sabah arkadaşını eve  bırakmadı . Hatta onun sevgilisinide alıp bir kahvaltı yerine gittiler. Hep beraber keyifle geçen kahvaltıdan sonra kahve içmek için gittikleri yerde kız alıp bir kenara oturdu. İki sevgili ise fısır fısır bir şeyler konuşup gülüşüyorlardı. Kız biraz utanmıştı. Genç dam dizinin dibine oturmuş gözlerini gözlerine dikmişti. O ise başını kaldıramıyordu.

ilknur Aydın.

REPARADOR

Pasaron los días. El joven y las chicas eran muy felices con sus vidas. Cada mañana regresaban a casa alegremente. A veces la tía, a veces la madre de la chica, les preparaba el desayuno. Habían empezado a pasar sus días libres juntos. Cada semana se reunían en una casa diferente. Después de cenar, los jóvenes se escapaban temprano para divertirse. Mientras tanto, la amiga de la chica incluso había encontrado novio. Salía con un traductor que siempre estaba a su lado. Los dos eran muy felices. El joven y la chica se sentaban uno al lado del otro, hablando, sonriendo y compartiendo hermosos pensamientos. Lo que más les gustaba era pasear junto al lago. Sentarse bajo los árboles y contemplar el paisaje se había vuelto especialmente hermoso. El joven siempre estaba a su lado. La sujetaba si se caía, la arropaba si tenía frío y la escuchaba cuando hablaba. La chica sentía curiosidad por su trabajo. Él le explicaba cosas técnicas. Aunque debería haberse aburrido con esas cosas, escuchaba con gran interés. Habían empezado a conocerse. Habían avanzado bastante en conocerse cuando el joven llamó a su madre y a su tía para informarles de la situación, y la familia, ansiosa por ver a su nuera, llegó a la primera oportunidad. El joven se arrepintió de su decisión. Estaba a punto de sufrir una conmoción antes de poder decirle a la chica lo que sentía. Esa mañana, no llevó a su amigo a casa. De hecho, recogió a la novia de su amigo y fueron a desayunar. Después de un agradable desayuno juntos, fueron a una cafetería donde la chica se sentó en un rincón. Los dos enamorados susurraban y reían. La chica se sintió un poco avergonzada. El joven se sentó a su lado, con la mirada fija en la de ella. Ella no podía levantar la cabeza.

İlknur Aydın.

Değerlendirme: 1 / 5.

Yorum bırakın