Monthly Archives: Nisan 2021

hasan boğuldu

                                    Sabahattin Ali Hikayeleri                                        HASAN BOĞULDU Kazdağı ‘nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeki bir yörük obasına gidip dört beş gün kalacaktım. Edremit pazarına çıra ve bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olduğum ve devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim uzun boylu, ak sakallı bir yörük beni davet etmiş: – Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur! Taze bal yersin, kana kana acı

Devamını oku

YANLIŞ ADRES

   YANLIŞ ADRES Doğan Nadi soğuk bir kış günü,  Elif Naci yi ziyarete gitmiş. Elif Naci Samur kürküne sarınmış görmüş. Bu iddialı giyimi onaylamayan gazeteci işi şakaya vurarak : ‘ Özür dilerim. Ben  yanlış adrese geldim galiba .Ben ressam Elif Naci ye gelmiştim ama Alemdar Mustafa Paşa çıktı!’. demiş. Anonim.

Devamını oku

DEVE

                  ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                           DEVE Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi. Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu. At pazarında, eşek alışverişinde herkes onu hacı zannediyordu.

Devamını oku

MAĞARA

  MAĞARA  Bir varmış bir yokmuş;  Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ben derede babam denizde annem gölde yüzerken uzak bir memleket varmış bu memlekette ormancılık yapan bir adam varmış. Bu adam her gün ormana gider ormandan kestiği dalları götürüp satarmış. Adamın kimi kimsesi yokmuş.  Her gün şu orman senin . Bu orman benim gezerken’ başımı sokacak bir evim var

Devamını oku

bir firar

Sabahattin Ali Hikayeleri  “BİR FİRAR İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı. İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu. Bayram namazında İmam köy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti. Hâlbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu… Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir. En aşağı yedi sene yiyecekti. Seke seke yürüyor,

Devamını oku

ÇAKMAK

            ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ      ÇAKMAK  İki eski arkadaş Anadolu nun ücra kasabasında karşılaşırlar;  İboş iri yarı yanaklarından kan damlayan,kara kaş kara gözlü ,tıknaz ama bir öküz kadar kuvvetli bir adamdı.   Mıstık ise kirli sarı saçlı , kirli yüzlü mavi mücevher gibi parlayan gözleri, zayıf , kirli sakalı bir adamdı.  Bu iki adam Makedonya dan gelen bu iki hemşerilerdi.

Devamını oku

TUZ YÜKLÜ EŞEK SÜNGER YÜKLÜ EŞEK

  TUZ YÜKLÜ EŞEK SÜNGER YÜKLÜ EŞEK Bir zamanlar uzak bir ülkede akılı bir seyyar satıcı yaşarmış. Bir gün ; Deniz kenarında tuzun daha ucuza satıldığını öğrenen  seyyar satıcı eşeğini alıp yola düşmüş. Eşeğin de sahibininde keyfi yerindeymiş. Seyyar satıcı deniz kenarında çok  fazla miktarda tuz satın almış ve eşeğine yüklemiş. Hayvan, ağır tuz yükü altında güçlükle yürüyebiliyormuş. Zavallı eşeğin ağırlıktan beli bükülmüş .Keyifle geldiği yolu

Devamını oku

KÜTÜK

              ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                      KÜTÜK  Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler, kuşsuz

Devamını oku
Recent Entries »