ALİ BABA VE KIRK HARAMİLER 3

Ali Baba ve Kırk Haramiler

ALİ BABA VE KIRK HARAMİLER

Adamlarını etrafında toplayan harami lideri;
Harami Lideri: “O cesedi buradan alıp götüreni bulmalıyız. O, bütün sırlarımızı biliyor.  Onu her yerde arayıp bulmalı ve hesabını görmeliyiz. Yoksa o bizim hesabımızı görür” demiş.
Haramiler, onun düşüncesini doğru bulmuşlar. Gönüllü birisi geceleyin yolu tutup, şehre gitmiş. Olacak bu ya o gün çarşı meydanında yine terzinin dükkânı açıkmış. Harami Bir şeyler öğrene bilmek için terzinin yanına gitmiş: ‘ terziye;   “ Henüz alacakaranlık var. Bu karanlıkta nasıl görüyorsun?” diye sormuş.
Terzi:  “Gözlerime güvenirim. Geçen gün daha da karanlıkta bir ölüyü bile diktim.” Demiş.
Harami şaşırmış:  “Ölüyü mü? Dediklerinizi kulaklarınız duyuyor mu? ” demiş.
Terzi: “Ne dediğimi biliyorum ben. Ancak bu kadar gevezelik yeter. Var, işine git sen. Ben de işime bakayım.” Demiş.
Harami, aradığını bulmuş olmanın coşkusuyla kesesinden bir altın çıkararak terziye uzatmış:
Harami: “Al şu altında bana  şu ölüyü diktiğin evi göster’’ demiş.
Terzi: “Gözüm bağlıydı, bilemem.” Demiş.
Harami: “Gözlerini yine bağlayıp yola çıkalım. Hangi yöne gittiysen, o yöne doğru gidelim. Ne kadar yürüdüysen, yine o kadar yürü ve dur. Gördüğün yer, burası mıydı bak? Bana onu söyle.” Demiş.
Terzi söylediğine bin pişman:“ Yapamam!” demiş.
Harami, aradığını bulmuş bırakır mı?  Terzinin tezgâhına birkaç altın daha bırakmış. Terzi altınları görünce durum değişmiş.
Gözlerini bağlatan terzi, haramiyle birlikte yola çıkmış. O önde, harami arkada uzun uzun yürümüşler. Az gidip, uz gitmişler.
Az sonra terzi;
 Terz,: “Tamam! Burada duralım. Gözümün bağını çözdükleri yer burasıydı.” demiş. Kasım’ın evini göstermiş.
Harami, terziyi gönderdikten sonra, o evin kapısını kırmızı boyayla çizmiş. Tam bu sırada dükkândan kahvaltılık alıp dönen Mercan, haraminin ne yaptığını görmez mi?
Geri dönmüş, kırmızı boya ve fırça almış, mahalledeki bütün evlerin kapılarına aynı işareti yapmış.Ali babaya da olanları anlatmış.
Akşam karanlığıyla birlikte bütün haramiler, ikişer ikişer şehre inmişler. Mahalleyi bulmuşlar ama sıralı bütün kapılardaki kırmızı işareti görünce şaşırıp kalmışlar. Gerisin geriye mağaralarına dönmüşler. Yeniden bir gönüllüyü geceleyin şehre göndermişler. O de terziyi bulup, gözünü bağlatmış. Bir süre yürüttükten sonra, onun durduğu yerdeki kapıyı işaretlemiş.
İşaretlemiş ya, Mercan’ın gözü kapıya vurulacak işaretlerdeymiş hep. Yeni çizilmiş bir işareti görür görmez, bütün öteki kapıları da hemen işaretliyormuş. Haramilerden üçüncüsü akıllı çıkmış. Terzinin önünde durduğu kapıyı aklında tutmuş. Şehrin dışında bekleyen harami liderine  Kasım’ın evini göstermiş.
 İkisi de  mağaraya dönmüşler. Harami lideri orada şehir pazarında satmak için sözde kırk katır yükü zeytinyağı hazırlatmış. tulumlardan her birine haramilerini yerleştirmiş. Akşam alacasında adamıyla birlikte şehre gelmişler. Ali Baba’yı kapısının önünde otururken görmüşler.
Harami lider, yanına yaklaşıp sormuş:
Harami lideri:  “Pazarda satmak için zeytinyağı getirmiştim. Ama gördüğün gibi geciktik. Size zahmet vermezsem bu gece beni evine misafir eder misin?” demiş.
Ali Baba bütün iyi niyetiyle kapısına gelen adama yardım etmek istemiş: “Hay, hay! Başımın üstünde yeriniz var. Buyurun!” deyip, Mercan’ı çağırmış. Gelen misafiri için sofra kurmasını söylemiş.
tulumlar birer ikişer avluya taşınmış. Harami lideri, sofranın hazır olduğunu kendisine bildirilince, tam içeri girerken, adamlarına fısıldamış ;
 Harami Lideri:“Size haber verdiğimde hançerlerinizle tulumları yırtıp, hemen içinden çıkarsınız” demiş. İçeri girmiş, sofraya kurulmuş.

Mutfakta uğraşan  Mercan’ın kandili ışığını azaltmış, daha sonra sönmüş. Mercan, küçük bir şişeye tulumların birinden zeytinyağı doldurur, kandili yakarım diye avluya çıkmış. İlk tuluğa yaklaşır yaklaşmaz, içindeki haraminin sesi duymuş;  “Çıkalım mı?”  demiş.  Diğeri: “Hayır, hayır!” demiş.

Mercan, o tulumdan ötekine koşmuş. Hangisinin yanına gitse, aynı soruyla karşılaşmış. Fakat sadece son tulumda zeytinyağı varmış. Mercan, onu da sırtlayıp, mutfağa taşımış. Kandiline yeteri kadar zeytinyağı koymuş. Kalanını kocaman bir kazanda iyice kaynatmış.  Bu sırada da Ali babanın oğluna haber vermiş onunla beraber tulumlara kaynar zeytin yağını dökmüşler. Haramilerin hepsi ölmüşler. Mercan la Ali babanın oğlu avlunun bir kenarında Harami liderini beklemeye başlamışlar.
 Çok geçmeden haramilerin lideri, önceden hazırladığı küçük çakıl taşlarını tulumların üstüne atmış.
Hiç birinde beklediği ses gelmeyince;
Dönüp tek tek sormuş Harami Lideri: “Uyuyor musunuz?” demiş.
Yine hiçbir ses yokmuş. Üstelik tulumlardan sıcak zeytinyağı ve haşlanmış insan kokusu gelmiş. Pabucun pahalı olduğunu anlayan harami lideri, hiç durmamış, mağarasına doğru kaçmış.
 Mercan ile Ali babanın oğlu olanı biteni Ali baba ya anlatmışlar el birliği ile haramileri avluya gömüşler.
   Harami lideri, talihsizliğine kızmış, başına gelenlerden sonra öfke küplerine binmiş, intikam yeminleri içmiş. Kılık kıyafet değiştirmiş, yeniden şehre inmiş. Tam Ali Baba’nın oğlunun dükkânının karşısındaki koskocaman dükkânı kendisine tutmuş. Raflarını göz alıcı Hint kumaşlarıyla doldurmuş. Koca Hüseyin adını takınmış. Sonra sonra Ali Baba’nın oğluyla dost olmuş. Onu sofrasına davet etmiş, ziyafetler vermiş. Ali Baba’nın oğlu, bu ziyafetlerin altında kalacak değil ya? Koca Hüseyin’i yemeğe çağırmak istediğini, babasına da söylemiş.
Ali Baba;
– “Bak, bu iyi!” demiş. “Bu küçük dünyada insana dostlar arasında olmak yaraşır. Çağır, yarın akşam konuğumuz olsun.”
Ertesi akşam sofralar kurulmuş. Koca Hüseyin, Ali Baba ve oğlu, aynı sofra başında buluşmuşlar. Ali Baba, konuğuna saygı göstermiş. Erken gidecek olsa da, onu bu isteğinden vazgeçirmiş.
Koca Hüseyin, -sözüm ona- Ali Baba’nın ısrarlarına dayanamayıp, orada kalmış.
Gecenin ileri saatinde bir dileklerinin olup olmadığını sormak için konuk odasına Mercan gelmiş. Mercan, konuklarının harami lideri olduğunu ilk bakışta anlamış, elbisesinin altında bir hançer sakladığını da görüş.
Mercan:’ Anladım, bunun işi efendimi öldürmek demek? Elimi çabuk tutmalı” diye kendi kendine karara varmış.  Sonra Ali babanın oğlunu mutfağa çağırıp olanı biteni anlatmış ve planından bahsetmiş. Ali babanın oğlu sofraya geri dönmüş Mercan ise elinde şarap şişeleriyle gelmiş.
Koca Hüseyin;“İşte fırsat . Şimdi baba oğul ikisi de sızarlar. O zaman işlerini bitiririm.” diye düşünmüş.
İçmişler, içmişler…

Mercan, dansözler gibi giyinmiş. Kuşağının içinde bir hançer saklamış. Saz çalan iki uşakla birlikte içeri girmiş:
Sazlar çalmış, Mercan oynamış.
Sazlar çalmış, Mercan oynamış.
Mercan oynamış, sazlar çalmış.
Koca Hüseyin, hop oturmuş, hop kalkmış; vakit gelip geçiyor diye üzüldükçe üzülmüş, yalancıktan da olsa, Mercan’ı alkışlamış. Mercan gerçekten güzel dans ediyormuş. Numaradan numaraya geçmiş. Sanki oyunun bir bölümüymüş gibi kuşağından çıkardığı hançerini sağa sola sallamış. Daha sonra eline bir tef almış. Bu tefi, Ali Baba’nın önüne tutmuş. Ali Baba çıkarıp bir altın vermiş. Oğlu da babası gibi davranmış. O da bir altın çıkarıp vermiş. Mercan, oyundur deyip Koca Hüseyin’in yanına gelmiş. Koca Hüseyin, kesesini çıkarmak için elini koynuna sokmuş. Tam bu sırada Mercan fırsattan istifade , Koca Hüseyin’in kalbine hançeri saplamış.
Ali Baba, Mercan’ı bileğinden yakalamış:   “Çıldırdın mı Mercan? Ne yaptın?” diye sormuş.
Mercan : “Ondan önce davrandım. Haramiliderinin size yapacağını ben ona yaptım ‘ demiş.
Böyle der demez, Koca Hüseyin’in koynunda sakladığı  bıçağını çekip çıkarmış, onlara göstermiş.
Ali Baba, bu yürekli kızı alnından öpmüş:
Ali Baba: “Mercan, sana karşı can borcum var. Katır yükü altın versem de, ödeyemem. Benim gelinim olur musun?” demiş, Oğluna dönmüş;
Ali Baba: “Oğlum, tamam mı?” demiş.
Oğulunun da canına minet? Mercan’la evlenmeyi kabul etmiş. Harami liderini  avluda bir yere gömmüşler.
Düğün dernek kurmuş dillere  destan bir düğün yapılmışlar.
Ali Baba ve çocukları, el değmedik, bitmez tükenmez hazineleri sayesinde her zaman, her devirde gül gibi geçinip gitmişler.
Üstelik işin kolayını da öğrenmişler.
Paraya sıkıştıklarında: ‘ Açıl susam açıl ‘ demişler.  Gökten üç elma düştü biri sizin başınıza biri Ali babanın biride bizlerin başına….

Değerlendirme: 1 / 5.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s