Category Archives: hikayelerde buluşalım

hasan boğuldu

                                    Sabahattin Ali Hikayeleri                                        HASAN BOĞULDU Kazdağı ‘nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeki bir yörük obasına gidip dört beş gün kalacaktım. Edremit pazarına çıra ve bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olduğum ve devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim uzun boylu, ak sakallı bir yörük beni davet etmiş: – Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur! Taze bal yersin, kana kana acı

Devamını oku

DEVE

                  ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                           DEVE Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi. Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu. At pazarında, eşek alışverişinde herkes onu hacı zannediyordu.

Devamını oku

bir firar

Sabahattin Ali Hikayeleri  “BİR FİRAR İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı. İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu. Bayram namazında İmam köy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti. Hâlbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu… Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir. En aşağı yedi sene yiyecekti. Seke seke yürüyor,

Devamını oku

ÇAKMAK

            ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ      ÇAKMAK  İki eski arkadaş Anadolu nun ücra kasabasında karşılaşırlar;  İboş iri yarı yanaklarından kan damlayan,kara kaş kara gözlü ,tıknaz ama bir öküz kadar kuvvetli bir adamdı.   Mıstık ise kirli sarı saçlı , kirli yüzlü mavi mücevher gibi parlayan gözleri, zayıf , kirli sakalı bir adamdı.  Bu iki adam Makedonya dan gelen bu iki hemşerilerdi.

Devamını oku

KÜTÜK

              ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                      KÜTÜK  Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler, kuşsuz

Devamını oku

GENÇLİK HEVESİ

                                 KAHVE MOLASI                                  GENÇLİK HEVESİ HİKAYESİ       Günlerden Salı hayata bir kahve molası vermiştim.  Nasıl mı?       O sabah erkenden kalktım çocuklar okula gideceklerdi. Hemen hazırlandık . Elimde reçeli ekmek oğluma yedirmeye çalışırken kızıma da kabanını giymesini söylüyordum.     Oldukça soğuk bir kış günüydü ve ben iki çocuğumun elinden tutum ellerini ellerimle ısıtmaya çalıştım. Oğlumun burnu soğuktan kıpkırmızı olmuştu.

Devamını oku

ASFALT YOL

           Sabahattin Ali Hikayeleri                   Asfalt Yol Bir köy öğretmenin notlarından;  İstasyondan kalkıp vilayete giden kamyon. , iki saat kadar sarstıktan sonra, beni gideceğim köye ayrılan yolun başında bıraktı. İki adım bile atacak halim yoktu. Çantamı yanıma koyarak, kenarlarından otlar fırlayan bir taşın üstüne oturdum. Kafamdaki uğultuyu dinlemeye başladım.  İçi tozla karışık ter kokan kamyon dünyanın bu en bozuk yolunda

Devamını oku

SUSUZ YAZ

                   NECATİ CUMALI HİKAYESİ SUSUZ YAZ Urla’nın Bademler köyünün kuzeyinde, Ovacık”tan İzmir-Seferihisar şosesine kadar, hafif dalgalarla uzanan toprakları sulayan üç dereden ikisi, yaz ayları gelince kurur, kalın kumlu, çakıllı yataklarıyla kuraklıktan gün günden yanan, kavrulan ovanın yüzüne atılmış iki eski ustura izi gibi kalır. Artık o yörede, ilk güz yağmurları düşünceye kadar, akan tek su sesi işitilir. Tekebaşı”nda, Kocabaş”ların küçük zeytinliğinin

Devamını oku
Recent Entries »