ÇARE

Çare

ÇARE

Günler geçmek bilmiyordu. Bir haftada kaç nöbet tutuğunu unutmuştu. Artık ruhu o kadar yorgundu ki sanki eli yaşında ki bir adam gibi hissediyordu. Oysa otuzuna yeni merhaba demişti. Hayatı olabildiğine berbattı birde buna anlayışsız hasta ve hasta yakınları ekleniyordu. Hiç durmadan dinlenmeden çalışmak ne zor şeydi!

‘ Ya bize bir bakın . ‘

‘ Başka ne işiniz var . ‘
 ‘Biri hastama baksın. ‘

‘ Bırak onu bana bak.’

‘ Ne keyfiniz yerinde mi? Benim hastam orada acı çekiyor .Siz burada çay içiyorsunuz!’

‘ Ne kullandınız?’

‘Bilmem.’

‘ Sürekli kullandığınız bir ilaç var mı?’

‘ Yok benim ilacım filan yok…. Ya şey ben aspirin kullanıyorum da. ‘

Yirmi dört saat dert anlatamadığı insanların hayatını kurtarabilmek için hiç durmadan kurtarmak için çalışırken birde ‘ Yaa ne olacak Ki ? Nede olsa kendi canları değil ! Bizim canımızın ne önemi var onların gözünde ‘ diyen insanları duymak artık canından bezdiriyordu.

 Oysa ki yıllardır kronik hastalıklarla boğuşan annesi ve babası vardı. Babası vefat etiğinde bu işe girmeye karar vermişti. O gün hayat kurtarmak için sağlıkçı olmaya karar verdi ve oldu da oldu ne oldu ne teşekkür eden vardı. Nede anlayışlı olup ona yardım eden. Hadi her şeyi geçtim onun da her hangi bir insan olduğunu fark eden bile yoktu.

 Bir sokak ortasında çalışmadığı hatta yetişmek zorunda olduğu çocuğu yada hasta annesi varken durup bir yaralıya yardım eden üstü başı kan revan içinde kalıp belki de o ay üstüne tek bir şey alacak parası yokken borca girip yeniden kıyafet almak zorunda kalan. Ne çocuğuna , ne karısına , ne doktor randevusuna , nede hasta annesine yetişe bilen bu insanın bir insan olduğunu yorulduğunu , acıktığını, uykusunun geldiğini, hastalandığını derdi, sıkıntıları sorunları olduğunu hatta ve hatta tuvalete gitmek gibi bir zorunlu ihtiyacı olduğunu düşünene yoktu. O bir insandı. Hasta olduğu halde çalışmak zorunda kalan insan.

Kendi kolunda serumla acile gelen hastaların ilk kontrollerini yapmak zorunda kalan. Aylarca iyileşemese de görevinin başında kalıp acı içinde kalsa da çalışan insan .

 Neden bir insan olduğu ve tek isteğinin kendi gibi bir insana yardım etmek onun ailesine , çocuklarına , sevdiğine geri dönmesi için çalıştığını görmek isteyen yoktu!

 Neden onun bir insan olarak elinden geleni yaptıktan sonra taktirin yaradan da olduğunu gören yoktu.

 Öyle ya Yaradan alacağı nefesi olanı onuncu kattan düşse de yaşatır alacak nefesi yoksa kaldırımdan düşer ölür.

 O elinden geleni yapar ve bir hayatı kurtarmaya çalışır taktir onun değildir.

 Gerçek olan onun bir insan olduğu çaresizlikler içinde kıvrandığıdır.

‘ Keşke İnsan olduğumu bir anlasalar ‘ dediği anlardır çaresizliği.

 Çare neydi bu çaresizliğin bir sonu var mıydı ! ?

Mavi İlkay Masal.

Değerlendirme: 1 / 5.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s