Category Archives: hikayelerde buluşalım

DEPREM BİR AKŞAM

                  DEPREM                  BİR AKŞAM  Sabah ezanı okunurken dükkanımın kapısını açıtım. Derin bir nefes alıp girdim. Mutfağa geçip cayın altını kısıkta yakarken bir taraftan ısladığım nohutları tekrar sudan geçirip ocağa bol suda pişmeye koydum. Sonra fasulyeyi sonra ilk önce yapacaklarımı tezgaha çıkardım. Ben tencereleri alıp hazırlıklarımı yaparken kapının açıldığını duydum. Hanım elinde dumanı üstünde tüten poğaçalarla içeri girdiğinde mis gibi

Devamını oku

BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT

                ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ     BAŞINI VERMEYEN ŞEHİT Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda… Yarım mil ötede Toygun Paşa’nın son kuşatmasından çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken

Devamını oku

ÇARE

ÇARE Günler geçmek bilmiyordu. Bir haftada kaç nöbet tutuğunu unutmuştu. Artık ruhu o kadar yorgundu ki sanki eli yaşında ki bir adam gibi hissediyordu. Oysa otuzuna yeni merhaba demişti. Hayatı olabildiğine berbattı birde buna anlayışsız hasta ve hasta yakınları ekleniyordu. Hiç durmadan dinlenmeden çalışmak ne zor şeydi! ‘ Ya bize bir bakın . ‘ ‘ Başka ne işiniz var .

Devamını oku

HARİKA ÇOCUK

             ORHAN KEMAL HİKAYELERİ                          HARİKA ÇOCUK  Bisküvi, çikolata, kâğıtlı şeker, zeytinyağı, sabun yapımevleriyle küçük tamir atölyelerinin yan yana odalarda bulunduğu, sefertasına benzeyen hanlardan birinin genzi tıkayan pis havası içinde ekmeğini küçücük pedalıyla kazanmaya çalışan bir arkadaşı görmeye gitmiştim. Bulamadım. Dönecektim ki kapı yanında duran büyükçe bir tahta sandığın içinde onu gördüm: Peynir ekmekle domates yiyordu. Kirli, kıvır kıvır sarı

Devamını oku

VİYOLONSEL

         SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ               VİYOLONSEL Güneş, yüzüne yeşil yelpaze tutan mahçup bir kadın gibi iri yapraklı ağaçların arkasına saklanırken, muhtelif milletlere mensup bir seyyah kafilesi -sarı otlardan yapılmış evleri arı kovanına benzeyen- bir zenci köyüne girdiler. Kabile reisi, yirmi seneden beri Afrika’nın bu sapa köşesine uğramayan beyazları güzel karşılayabilmek için bütün boncuklarını, fil dişinden yapılmış ziynetlerini taktı, eline, üzerine işlemeli büyük

Devamını oku

BAYRAM ŞEKERİ

BAYRAM ŞEKERİ  O sabaha erkenden kalktı babasıyla kahvaltı yapıp bayram alışverişine çıktı.  Babasıyla dükkan dükkan gezerken keyfi  diyecek yoktu. Her kalabalık ve tatlı bir telaşla koşuşan insanlarla doluyken babasının yanından ayrılmadı. Önce marke te gidip annesinin istediklerini aldılar sonra bayram için kuruyemiş ve lokum aldılar . En son en sevdiği şey yani bayram şekeri vardı. Şeker dükkanında rengaren onlarca çeşit

Devamını oku

DOĞUM GÜNÜ

                     DOĞUM GÜNÜ                          O GÜN   Bir gün ad günümüz .  İnsanlar neden doğar ?  İşte çok uzun süre merak etiğim şeydi.   Salı sabah saatleri koşuşturma içinde işe geldiğimde zor bir gün olacağını biliyordum. Hemen tezgah arkasına geçip önlüğümü taktım ve ilk iş olarak akşamdan kalan artıkları temizlemek oldu. Çöple savaşım saatler sürdü gibi geldi. Sonrasında masaları parlatmak ve

Devamını oku

KÜLAH

ÖMER SEYFETTİN HİKAEYSİ KÜLAH Mıstık, katmerli bir göçmendi. Bulgaristan’da doğmuş, büyüyüp biraz aklı başına gelince hemen, sınırın on dakika ötesine kapağı atmıştı. “Türkiye değil mi? Sınırı geçer geçmez Bağdat’a kadar hepsi aynı!” diyordu. Az zamanda Babyak’taki Türkçe bilmez Pomakların akıl hocası oldu. Bulgaristan’da kalan akrabalarıyla mektuplaşmaya gerek yoktu. Onlarla, Bulgar sınır karakolundaki nöbetçinin süngüsü altında, küçük bir hediye karşılığında, saatlerce

Devamını oku

Çamaşır

ÇAMAŞIR   Mahallenin birinde bir adam yaşarmış. Günlerden bir gün  adam sokakta yürürken bir kadında balkonunda çamaşır asıyormuş. Kadın sabah kalkar kalkmaz tüllerini çıkarıp bir güzel sabunlu sıcak suya basmış birkaç saat sonrada makinada bir güzel yıkayıp kurumaları için balkona asmaya başlamış.   Tam asmayı bitirmiş .İçeri girecekken bu adam o sokaktan geçiyormuş. Sağ sola bakıp kendi kendine konuşarak giden adam

Devamını oku

bitmeyen mutluluk

                  BİTMEYEN MUTLULUK  Emel benim çoraplarım nerede ?  Nerede olacak Murat dolapta :  İyi de bütün çekmecelere baktım ama yok.  Yüzünde yeşil bir maskeyle asık suratlı sevgili eşim en alta ki çekmeceyi çektiği gibi karşıma dökülen onlarca çorapla beni baş başa bırakıp tek kelime bile etmeden odadan salına salına çıkışı.  Kahvaltı sofrası;  Gül Ayşe bana kahvemi getirir misin?  Kahvemden ilk

Devamını oku
« Önceki Yazılar Recent Entries »