Category Archives: hikayelerde buluşalım

ON KESE

                                    ON KESE   Uzun zaman önce bir adam yapa yalnız memleket memleket dolaşırken bir boş tarlanın yanı başında devrilmiş bir ağacın üstüne oturmuş dinlenirken etrafını izlemeye başlamış. Bulunduğu yem yeşil bir araziymiş. Uçsuz bucaksız tarlaların olduğu . Her yerde boy boy ağaçlarla bezendiği.  Hafifi hafif kulağına akan bir derenin sesinin geldiği bu yerde ne kuşlar ötüyormuş nede tek bir insan

Devamını oku

GİZLİ MABET

Ömer Seyfettin Hikayesi  GİZLİ MABET –  Müfide Hanımefendi’ye – Geçen gün Tokatlıyan’da Sermet bana genç bir Frenk takdim etti. Sorbonne’dan arkadaşmış! Kumral, çini mavi gözlü, güzel, narin, nazik bir çocuk! Aşırı bir Doğu düşkünü. İlk lafı bu oldu: – Azizim, siz kendinizi bilmiyorsunuz. Avrupa’yı bir şey zannederek kendi güzelliklerinizi görmüyor, kendi sırlarla dolu dünyanızı yaşamıyorsunuz. Birdenbire haklı mı, haksız mı

Devamını oku

KARNE GÜNÜ

KARNE GÜNÜ  Okullu seviyor!   Okulların başladığı gün en sevindiği gündü ama okulların kapandığı gün en nefret etiği gündü.  Neşeli günlerin sonuna geliyordu.  Bu sabah erkenden kalkıp babası kahvaltı sofrasına oturmadan kahvaltısını yapıp  evde çıkar. Annesi arkasından: ‘ oğlum ne yapıyorsun sadece süt içip okula gidilmez ‘ diye bağırırken  ayakkabısını giymiş çantasını sırtına takmış bile ..  Çocuk: ‘ Annecim ben

Devamını oku

ÜÇ NASİHAT

ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ Üç Nasihat  Durmuş’un bir anasından başka kimsesi yoktu. Fakirdi. Ama gençti. Kuvvetli idi. Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi. Para için, tekrar çiftini düzebilmek için gurbete gitmeye karar verdi. Gurbet, İstanbul demektir. Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul’un yolunu tutar. Durmuş da torbasını omuzladı. Çarıklarını sıktı. Eline bir değnek aldı. Gurbetçilerin arasına katıldı. Dere tepe aştı. Nihayet

Devamını oku

BEY

                           BEY  Çok eskiden bir beylik varmış. Bu beylik her mevsim yurt değiştirerek yaşamını sürdürdüğü için yükte hafif pahada değerli eşyaları varmış. Beyliğin tam yüz hanesi sekiz yüzde insanı varmış.  Beyleri insanına kıymet veren akılı ve bilge bir adammış. Ölürken beyliğini ortanca oğluna bırakmış. Diğer oğullarına ve bey oğluna da şu öğütleri vermiş.  BEY: ‘ Oğullarım siz üç kardeşsiniz ama

Devamını oku

ÇAYDANLIK

ÇAYDANLIK SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ Hastanenin bodrum katındaki küçük ve pencereleri demir parmaklıklı odada beş kişi yatıyorduk. Hapishanenin doktoru ve reviri olmadığı için hasta mahpuslar ağırlaşıncaya kadar koğuşlarında kalırlar ve araba parası tedarik edebilirlerse belediye doktorunu getirtirlerdi. Ak saçlarını pek itina ile ortadan ikiye ayıran bu ihtiyar ve zayıf adamcağız, yüzünde besbelli bir tiksinmeyle, ellerini sürmeden hastalara bakar ve mevcut olmayan

Devamını oku

GÖLDE Kİ BALIKÇI

                      GÖLDE Kİ BALIKÇI  Bir adam her zaman yaptığı gibi oltasını kovasını ve yiyeceklerini alıp kayığına atladığı gibi göle açıldı.  Yılın farklı zamanlarında birkaç kez yaşadığı şehre yakın göle gelip sabahın ilk ışıklarından akşamın alaca karanlığına  kadar balık tutardı. Her seferinde de kovası balıklarla dolar ailesine ziyafet verirdi.  O sabahta erkenden yola çıktı. Arabasıyla göle doğru ilerlerken havada hafifi bir

Devamını oku

ANTİSEPTİK

 ANTİSEPTİK ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ Minimini, güzel, şeytan Bedia’yı ailesi büyük bir adama vermek istiyordu. Halbuki o iki senedir, tıbbiye talebesinden olan kuzeni Namık’la işi pişirmişti. Kendini almayı arzu eden bu büyük adam tek gözlüklü, şık bir büyükelçiydi. “Kırkında var, yok…” diyorlardı. Bedia daha on yedisine girmemişti. Annesinin, babasının, hanımninesinin ısrarlarına biraz karşı geldi. Ağladı, sızladı, amma sonunda mağlup oldu. —

Devamını oku

TARHANA ÇORBASI

                     TARHANA ÇORBASI HİKAYESİ Kahvaltı sofrası !  Her hafta sonu kahvaltı sofralarımız güzel ve renkli olur. Babam bizi erkenden kaldırıp dedemlere götürür. Babaannemde öyle bir sofra kurar ki bakarken doyarım. Eh nede olsa her sabah kahvaltısını  mısır gevreği ile geçen bir genç olarak kahvaltı sofrası bana çok garip gelir….Hep mısır gevreğimi isterdim o güne kadar…  O cumartesi sabahı daha gözümü açmayı

Devamını oku

ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM

ÖLÜMSÜZLÜK AĞACINI ARAYAN ADAM  Bir gün bir bilgin bir masal anlatmış;  Dediğine göre, Hindistan’da bir ağaç varmış; kim o ağacın meyvesini yerse, ne yaşlanır, ne ölürmüş. Padişahın biri bunu duymuş; bu ağaca ve meyvesine âşık olmuş. İş bilir, güvenilir adamlarından birini o ağacın meyvesini getirmek için Hindistan’a yollamış. Adam ağacı bulmak için yıllarca Hindistan’ın her yanını gezmiş, dolaşmış. Meyveyi bulmak

Devamını oku
« Önceki Yazılar Recent Entries »