Category Archives: hikayelerde buluşalım

BİR ORMAN

SABAHATTİN ALİ HİKAYESİ BİR ORMAN HİKAYESİ -Orman bizim her şeyimizdir delikanlı, anamız, babamız, evimiz…- diye, yanımda oturan ihtiyar anlatmaya başladı. Alacakaranlık gittikçe artıyordu. Güneş, aşağılarda uzanan ovadan tamamen çekilmişti. Yalnız arkamızdaki büyük ormanda, ağaçların üstüne atılmış kırmızı bir çuha gibi rüzgarla hafif hafif kıpırdıyordu. Biraz sonra büsbütün kayboldu. Ve o anda her şey değişiverdi. Şimdiye kadar yaşayan, kımıldayan, ses çıkaran

Devamını oku

VELİNİMET

                   ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ   VELİNİMET Geçen gün  hava ne güzeldi! Logaritmacı Hasan ‘la Hürriyet Tepesi ne gittik. Bomonti ye kadar uzadık. Daha kış uykusundan uyanmamış sisli Kağıthane ye mavi mahmur Haliç e yükseklerden baktık. Hasan hemen Lale Devri ne dair hikmetler yumurtlamağa başladı. Damat İbrahim Paşa nın rakam bilmediğini , hesap yeteneğinden yoksunluğunu , kırk iki isyanını evvelden tahmin etmek

Devamını oku

AKREP İLE KURBAĞA

KURBAĞA İLE AKREP  Günlerden bir gün bir ormanda yaşayan akrep göl kenarında gezerken bir kurbağa görmüş kurbağa suda yüzüyor ve keyfine bakıyor arada o kötü sesiyle şarkılar söylüyormuş. Akrep bu ya kurbağanın bu halini kıskanmış. ‘ Keşke bende suda yüz bilsem ‘ demiş.  Günler geçmiş bir gün kurbağaya ‘Kurbağa kardeş benin gölün diğer tarafında küçük bir işim var ama  yüzemiyorum.

Devamını oku

PAZARCI

SABAHATTİN ALİ HİKAYELERİ Pazarcı Hikayesi Tekaüt (emekli olmak) olduktan sonra karısının memleketi olan Ege Denizi kıyılarındaki bu kasabada ufak bir dükkan açıp tuhafiyecilik yapmak istedi. Pek becerikli idi. Balkan Harbi’nde yaralandıktan sonra da bir kere istifa ederek askerlikten ayrılmış, Üsküdar’da Uncular Sokağı’nda ufak bir yağ ve sabun dükkanı açmıştı. O zaman üç ayda işini o kadar ilerletti ki, karşı sırada

Devamını oku

KÜÇÜK KIZ

                   KÜÇÜK KIZ HİKAYESİ   O gün hava çok soğuktu. Ailesi ile akraba ziyaretine giden küçük kız arabanın camından dışarıyı izlerken kardan bem beyaz olmuş dağlara tepelere hayran hayran bakıyordu .   Araba biraz kalabalıktı. Babasının kullandığı arabalarında küçük amcası babasının yanındaki koltukta oturuyordu. Küçük kız babasına amcasının kucağında gidip gidemeyeceğini sorduğunda .  Daha babası cevap vermeden amcası kabul edince çok

Devamını oku

hasan boğuldu

                                    Sabahattin Ali Hikayeleri                                        HASAN BOĞULDU Kazdağı ‘nın Adalar Denizi’ne bakan yamaçlarından birindeki bir yörük obasına gidip dört beş gün kalacaktım. Edremit pazarına çıra ve bal satmaya geldiği zamanlar ahbap olduğum ve devlet kapısında birkaç ufak işine yardım ettiğim uzun boylu, ak sakallı bir yörük beni davet etmiş: – Çadırda yatmayı gözün tutarsa buyur! Taze bal yersin, kana kana acı

Devamını oku

DEVE

                  ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                           DEVE Mestan Ağa, doğduğu, büyüdüğü Edirne’de “Çingene” olarak yaşamaya tahammül edemedi. Gurbet diyarında “Arap” gibi dolaşmaya karar verdi. Yüzü, yağlı karadan daha koyu bir renkteydi. Beyazı sapsarı olan gözleri pek büyük, pek parlaktı. Çember bir sakal bıraktı. Basma bir ak sarık sardı. İstanbul’a geldi. Adını “Abdülmennan” koymuştu. At pazarında, eşek alışverişinde herkes onu hacı zannediyordu.

Devamını oku

bir firar

Sabahattin Ali Hikayeleri  “BİR FİRAR İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı. İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu. Bayram namazında İmam köy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti. Hâlbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu… Ne çare?.. Dayak bu… Her şeyi söyletir. En aşağı yedi sene yiyecekti. Seke seke yürüyor,

Devamını oku

ÇAKMAK

            ÖMER SEYFETTİN HİKAYESİ      ÇAKMAK  İki eski arkadaş Anadolu nun ücra kasabasında karşılaşırlar;  İboş iri yarı yanaklarından kan damlayan,kara kaş kara gözlü ,tıknaz ama bir öküz kadar kuvvetli bir adamdı.   Mıstık ise kirli sarı saçlı , kirli yüzlü mavi mücevher gibi parlayan gözleri, zayıf , kirli sakalı bir adamdı.  Bu iki adam Makedonya dan gelen bu iki hemşerilerdi.

Devamını oku

KÜTÜK

              ÖMER SEYFETTİN HİKAYELERİ                      KÜTÜK  Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor… Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler, kuşsuz

Devamını oku
« Önceki Yazılar Recent Entries »